Şark Kurnazlarına

Dün itibariyle ulusal yasımız resmi olarak bitti. Lakin milletin yası devam ediyor.
Öncelik canlara ulaşmak olduğu için bugüne kadar birçok şeyi içimize attık.
Sustuk. Şimdi sırası değil dedik.
Yine de şimdi sırası değilmiş gibi hissetsem de görmezden gelinemeyecek bir hal oldu.
Vicdanlarını çok önceden toprağın altına gömenlerin içlerinde ki devlet düşmanlığı ve siyasi hedeflerine ulaşmak adına ortaya koydukları gayret günlerdir devam eden cansiperane çalışmaları gölgelendiriyor.
Gerek ulusal gerekse Yozgat özelinde az ama ciddi bir dezenformasyona maruz kaldı bu millet.
Bu aziz millet ilk günden bugüne kadar varını yoğunu bölgeye ulaştırırken bilgisayar başında devleti ve bazı isimleri nasıl enkazın altına itebiliriz diye ciddi bir uğraş içine girildi.
Maalesef bunu Yozgat’ta da görüyoruz.
Yozgat’ta bazı trol hesaplar sırf belediye makamında gözü olduğundan depremin ilk gününden bugüne kadar deprem bölgesinde olan enkazdan bir taş nasıl kaldırırım, depremzedelere nasıl faydamız olur diye çalışan ve çalışmalara omuz veren Celal Köse’yi hedef gösteriyor. Bu alçakça paylaşımı yapan kişi ya da kişilerle aynı havayı solumaktan utanıyorum. “O başkanlık koltuğu senin”… diye bir cümle kurasım geliyor ama edep bende kalsın. İnsanlıktan çıkmış bu vicdansızların bu yönde olan paylaşımlarına destek verenlere de yazıklar olsun…
Yozgat Valisi nerde diyenleri de…
Yardım kolilerini evlerine götürülüyor diyenleri de…
Bunların hepsi şov diyenleri de…
Deprem bölgesinden geldim orda devlet yok diyenleri de…
Burada ifade etmekten ar duyacağım bazı söylemleri de kullanıp kendi vicdansız dünyalarında keyifle kıkırdayanları da Allah’a havale ediyorum.
Etkisi bakımından dünyanın en büyük felaketi sayılan bu afeti “ abartıyorlar” diyenleri de duyduk. Depremde önce “kendi yandaşlarını kurtarıyorlar” diyenleri de duyduk..
Akla ziyan daha neler duyduk.
Enkazın altında kalan insanların feryatlarına saygı duyuyorum. Onlar ne diyorlarsa hakları vardır. Annesi, babasını, kardeşini, çocuğunu enkazın altındayken onların her türlü feryatları benim dünyamda dokunulmazlıkları vardır.
Ama evlerinde kahvelerini yudumlarken klavye başında uçanlara kaçanlara ne demeli?
Ben de ilk günlerde ifade ettim. Bu denli büyük afetlerde koordinasyon yönünden bir takım sıkıntılar çekildi diye. Nasıl çekilmesi… 13 milyondan fazla insan bazıları enkaz altında diğerleri evlerinin dışında…
Çevre Şehircilik Bakanlığın depremin ilk günlerinde açıkladığı yıkılan bina sayısı 7bin 584…
Sizler bu rakamın daha fazla olduğunu iddia edebilirsiniz. İtiraz edecek değilim.
7 bin 584 bina diyelim.
Yıkılan her binaya sadece 1 uzmana verseniz ilk günlerde toplam 7 bin 584 profesyonel arama kurtarmaya ihtiyacınız olur. Arama timleri en az 10 kişiden oluşur. Bu da 70 bin 584 profesyonel kişi demek.. var mı? Ülkemizde…
Avrupa da var mı?
Deprem uzmanlarına göre yan etkenleriyle birlikte bu sayı enkaz başına en az 30 kişi olmak zorunda. 227 bin 520 kişi eder. Var mı dünya da bu kadar uzman… bu uzmanlardan fayda görmek için 12 saatte bir değişmesi lazım. Bu da 455 bin 40 kişi eder… dünyayı da geçtik, galakside bu kadar sayısı var mı? Bunun üzerine milyonlarda kişi açıkta, yüzbinlerce kişi deprem bölgesinde…
Nasıl bir koordinasyon bekliyorsunuz ben anlamış değilim?
100 kişilik bir düğün organizasyonunda bile eksiklikler olurken böyle kaotik bir ortamda ne bekliyorsunuz?
Depremin 6’ıncı , 7’inci gününde “diş macunu , diş fırçası , susuz şampuan” ihtiyaçları paylaşılınca işin aslı bu işin öncü kısmını devlet olarak millet olarak halletmişiz diye düşündüm. Elbette alınacak daha çok yol var. Bir tır bir sokağın bir günlük ihtiyacı…
Yaraları sarmak o kadar kolay olmayacak.
Lakin bazılarının anlattığı gibi de değil bazı şeyler…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Soner Tumgan Arşivi