Bilal Yeşilkaya

Yozgatspor’daki değişime tribünler de ayak uydurdu

bilalyesilkaya@surmelihaber.com
Bilal Yeşilkaya
4 Ekim 2015 Pazar 15:54

Spor toplumun aynasıdır” ve “futbol da tüm diğer spor dalları gibi içinde yer aldığı toplumun aynasıdır; toplumdaki değişim ve dönüşümlere paralel olarak kendini yeni şartlara uydurur.”

“Renklere gönül vermek”, “renklerine bağlanmak” ve “renkler için ölmek”, futbol dünyasında sıkça duyulan sözlerdir. Forma renkleri, bir futbol kulübünün sadece “dış görünüşünü” ifade etmez; takımların tarihi, huyu, karakteri hakkında da önemli ipuçları verir.

Bir taraftar için, tuttuğu takımın işlevi bir referans grubu olarak görülmekte ve onun başarısı, kendisi için bir tür güven ve iftihar duygusunun kaynağı olmaktadır.

Türkiye’de toplumsal ve kültürel dokunun kolayca örtüştüğü futbol, kısa bir sürede bir oyundan amansız bir rekabete dönüşürken başta medya olmak üzere oluşan koşulların da etkisiyle bilinen görünümüyle kitlesel bir tehdit haline gelmiştir.

Futbolun büyüsü ne ? Acaba o dikdörtgen içinde ne olup bitiyor ki, diğer spor dallarından daha fazla ilgi çekiyor, daha fazla izleniyor. Bu ”ölümüne sevda” durumu, aralarında derin çelişme/çekişme olan tüm toplumsal katmanlar için, başka hiç bir alanda örneğini göremeyeceğimiz bir biçimde “ortak” bir duygu neredeyse...

Futbolu böylesine etkin bir hale getiren de bu çok katmanlı toplumsal temsil özelliği olsa gerek. Bu özellik aynı zamanda, futbola ait alanların tümünde geçerli olmakla birlikte katılımcı herkesin ancak sosyal konumuna göre yer bulabildiği bir temsil.

Evet bu temsilde kendine her zaman karakterli, duruşu olan bir yer edinen Yozgatspor bu sezona çok farklı iddialarla girdi. Takımın şehirle bütünleştirilmesi, şeffaf bir yönetim anlayışı, herkesin söz sahibi olacağı bir yapının oluşturulması, kulübün içerisinde bulunduğu çetrefilli durumdan kurtulması ile başlayan değişimden tribünler de payına düşeni aldı.

‘At sahibine göre kişner’ derler. Belki amiyane bir tabir olacak ama gerçekten tribünlerde inanılmaz bir değişim başladı. Futbolun bir seyir oyunu olduğunu, seyircilerin de bunun bir parçası olduğunu anlamamız ve buna ayak uydurmamız için yapılan değişiklerin başında olan bayanların tribünlere gelmesi, bandonun renk katması da bu değişimde önemli rol oynadı.

Yeşil Kırşehirspor ile oynanan Ziraat Türkiye Kupası maçının öncesinde rakip takım taraftarlarına, teknik adamlarına çiçek verilmesi de bu değişimin bir parçasıydı. Belki rakibin zayıflığı, belki maçın çok fazla önemsenmemesi, lig maçı heyecanı olmaması en küçük bir aksaklığın yaşanmasına mani oldu olmasına ama ‘huylu olsalardı taraftarımız huyundan vazgeçmezdi.”

Futbol kültürü olarak bir dönem önemli bir aşama kaydeden, ancak takımın sürekli gerilemesi, kötü sonuçlar alması ile birlikte bu kültürünü nisbeten rafa kaldıran ve kendilerine sürekli geriye gidişi layık görenlere, rakiplere, hakemlere yönelik kötü tezahüratlarda bulunan taraftar belli ki bu sezon kendine yakışanı yapacak, belli ki birilerinin kışkırtması ile hareket etmeyecek. En azından buna müsaade edilmeyecek.

Zaten futbolun etnik-merkezciliğe karşı bir aşı olduğu söylenir. Buna göre dostluk ve kardeşliğin sembolü olan spor, her türlü ırkçı-milliyetçi yaklaşımları reddeder. Çünkü spor, müntehasında “holiganizm” olan “fanatizm”i tâ başından reddeder. Holiganlığı, fanatizmi asla kendisine yakıştırmayacağım taraftarın bu görüntüsü, takımının başarısında da önemli rol oynayacaktır.

En azından ben öyle düşünüyor ve bekliyorum. Çünkü her alanda olduğu gibi futbolda da değişim şarttı aksi takdirde değişmeyen şeyler değiştirilmeye mahkum kalır.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Yukarı Çık