Bilal Yeşilkaya

Yıldız Savaşları ve Türk Futbolu

bilalyesilkaya@surmelihaber.com
Bilal Yeşilkaya
10 Mart 2015 Salı 11:04

Futbol kolay kolay ölmez. Futbolu, savaşa, ayrışmaya, nefrete hizmet eden bir vehim gibi yaşayanların sayısı çoğalsa da, barışa, kaynaşmaya, eğlenceye hizmet eden bir ‘spor’ olarak görenlerin sayısı hala fazla.

Futbol her zaman spordan fazlasıdır denir. Yarattığı heyecan dalgası, kitleleri etkileme gücü ve hepsinden önemlisi para, futbolun hem en büyük gücünü hem de en büyük zaaflarını temsil ediyor.

Ve Futbol dünyada kaç insanın düzenli oynadığını kimsenin tam olarak bilemediği tek spor. FIFA’ya göre 1 milyarı aşkın insan futbol oynuyor.

Sonuçta daha bir buçuk asırlık bile olmayan bir ‘eğlence’ böyle küresel bir fenomene dönüştü? 19’ncu yüzyılda sanayi devrimi ve bunun yarattığı istihdam potansiyelinin sanayi şehirlerini oluşturması. Şehirlerde mesaiden artan boş zamanlarını nasıl geçireceğini bilmeyen kitlelerin doğması.

Futbolun, çok büyük kalabalıkların izlemesine imkan veren fiziki yapısıyla müsabakalara kitlesel ilginin başlaması.

Türkiye’de de aynı ihtiyaçlardan dolayı başlayan ve son yıllarda çok ciddi bir sektör olan ve ardından kitleleri peşinden sürükleyen bu büyülü sporun en önde temsilcileri Üç Büyükler arasında son aylarda tam bir yıldız savaşları başladı.

Türk futbolunu nereye götürdüklerini, veya Türk futboluna ne kattıklarına bakmadan önlerine gelen tüm engelleri yıkan, kendilerinden başka kulüp, camia tanımayan Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş bence bu işi fazlasıyla abarttı.

Öylesine abarttı ki Federasyon, hakemler bile bu savaşın önünde duramaz hale geldi. Bütçeleri ve peşlerinden sürükledikleri kitlelerle zaten ciddi bir güç olan bu üç kulübümüzden ikisi önceki gün Dünyanın sayılı derbi maçlarından birinde karşı karşıya geldi. Eskiye nazaran kavganın, gürültünün, saha içindeki didişmelerin, tribün olaylarının daha az yaşandığına şahit olduk. Futbolcuların nispeten iyi niyeti sonrasında uzun bir aradan sonra bir derby maçı izlemenin hazzını yaşayan, yaşanılan çirkinlikler yerine futbolun konuşulması hiç kuşkusuz ne için mücadele ettiğimiz, ne için çabaladığımız gerçeğini bizlere bir kez daha hatırlatmıştır.

Türk futbolunu bir adım ileriye götürmeleri beklenilen ancak bu amaca şu an için Beşiktaş dışında katkı sağlayamayan takımlarımızın yöneticilerinin, teknik adamlarının ellerini başlarının arasına alıp iyi düşünmeleri gerekiyor.

Şampiyonlar Ligi’nde rezil olan bir Galatasaray, yine daha önce katıldığı Avrupa Ligi maçlarında 2007 yılındaki çeyrek final oynama dışında elle tutulacak bir başarıya imza atamayan Fenerbahçe, ya da bu sezon biraz olsun Avrupa’da adından bahsettiren ancak bunu ileriye hiç taşıyamayan Beşiktaş 4’üncü yıldızı taksa ne olur, takmasa ne olur?

Bugün tribünlerin neden boşaldığını, neden insanların artık maçlara gelmediğini oturup sorgulamak, Avrupa, Dünya Kupalarına neden gidemediğimizi tartışma günüdür.

Üç Büyükler yıldız takacağız derdine düşerken, Türk futbolu dibe vurmaya, her geçen ay sıralamada alt sıralara gerilemeye devam etmektedir.

Bunun nedenlerinden biri de Galasataray’ın UEFA Kupası’nı alması, Türk Milli Takımının bence amortiden Dünya üçüncülüğüne ulaşmasıdır. Kendimizi dev aynasında görmeye başlayarak geldiğimiz nokta hepimizin malumu. 2008 yılında elde edilen Avrupa Şampiyonası üçüncülüğü de tarihin tozlu sayfalarındaki yerini çoktan yerini aldı.

Bize yeni hedefler, yeni başarılar lazım.

O nedenle takımlarımızın armalarına takacakları yıldızı bir kenara bırakıp, Türk futbolunu nasıl ileriye götüreceklerini tartışmaları lazım.

Bu konuda en büyük sorumluluğun düştüğü Kulüp yönetimlerinin yıldız takacağız diye futbolumuzu çirkinleştiren, tribünlerin boşalmasına neden olan ve bizi futboldan soğutan isimleri kadrolarından bir an önce göndermeleri gerekiyor. 
Aksi takdirde bu çirkinlik, bu kavga, bu yıldız savaşları tüm takımları yakar biline..


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Yukarı Çık