Sorunlu değil sorumlu taraftar istiyoruz

Bilal Yeşilkaya

Bilal YeşilkayaSpor; bedensel, ruhsal ve zihinsel bir aktivitedir: İçinde görsellik, ritim ve estetik olan bir aktivite. İşlevsel olarak ele alındığında ise bedeni, zihni, duyguları denetmeyi ve yönetmeyi içerir. Başka bir deyişle spor; bir terbiye ve disiplin sistemidir. Spor bir yarıştır. Rekabetin doğru yaşandığı, sporcunun sınırlarını tanıdığı ve kendini aşması yönünde isteyerek çaba harcayabileceği bir yarıştır. Sosyal etkileşimin yoğun olduğu bir yaşantıdır. Hem sporu yapan hem de sporu takip eden için de keyif sürecidir aslında. Kazanmak ve kaybetmek doğasında vardır ve herkes buna göre davranır. Kazanan sevinir, sevincini paylaşır. Kaybeden üzülür ve teselliyi yandaşlarında bulur. Ancak hep bir doyum vardır. Elinden geleni yapmanın huzurudur bu. Sonrası yeni hedefler, yeni yarışmalar… Yukarıda bahsedilenler hepimizin zaman zaman duyduğu amatör ruhun tanımıdır. Beklentiler ve davranışlar bu ruha göre şekillenir. Bu, sporun ve spor ile ilgili herkesin ruhudur, özüdür. Futbol basit olduğu kadar etkileyici bir oyundur. Her an her sürprize açık olması da albenisini artıran, heyecanı sürekli canlı tutan en önemli yönüdür. Bir de buna rekabete dayalı bir şov olması eklenince -ki bu yönü devinimini kaybetmemesini sağlar- çabucak bir tutku haline dönüşür. İzlediği takımı içselleştirmiş, bünyesine katmış olduğu zaman izleyici taraftar olmuştur artık. Aidiyet duygusu ile artıları ve eksileri ile beraber, kazandığında ya da kaybettiğinde sevmeye ve desteklemeye devam ettiği zaman izleyici değil artık taraftardır futbolsever. Taraftar olmayı biraz da öğreniriz aslında. Yaşadığımız mahallenin takımını tutarız önce, çünkü biz de o da oraya ait bir şeylerizdir. Özdeşleşiriz. Okul takımını seyretmeye gidip de rakip okulu destekleyenini gördüğünüzü tahmin etmiyorum. Hepimiz bir kere Milli Takımı tutarız. Kimi zaman kendimizi gezegen üzerinde ait hissettiğimiz en geniş sosyal grup olduğu için, kimi zaman da gelen soruya genelleştirilmiş bir cevap adına. Hepsinde de bir aidiyet duygusu temeli vardır. Sorgulamayız bile; kendimizden olduğunu hissettiğimiz, bildiğimiz için tutarız. Çocuklukta öğretilir hangi takımı tutmamız gerektiği, hatta doğar doğmaz fanatik ilan ediliriz. Azıcık kafamız karışsa cevap hazırdır, “Beşiktaşlı babanın Beşiktaşlı oğlu olur.” diye. Bu dönemde kızlara dokunmazlar pek, futbol erkek sporu ya. Bazen bu yükleme tutmaz, çocuk baba ile özdeşim modelini kuramadığında babasından farklı olduğu mesajını başka takımı tutarak hatta ezeli rakibi tutarak verir. Bazı babalar da futbolla bu kadar ilgilenmez. Onlar kimliklerini tuttukları takıma yatırmamışlardır. Çocukları da onlarla paylaşım adına futbolu önerdiklerinde keyif almazlar ve belli ederler. Bu durumda babadan farklı kimlik tanımlamasını taraftarlıkla beslemeye zemin hazırlar. Ancak  “Sorunlu taraftar” şuursuzca takım tutar. Çok sever belki ama yanlış sever. Onun için spor, öfkesini kanalize edebileceği sıradan bir ortam halini alır. Kişiliğindeki yanlışlıkları da taşır oraya. Bir yerde bunlara “spor magandaları” demek de yanlış olmaz hani. Tuttukları takımı hayatlarının merkezine oturturlar. Futbol haricinde konuşacak çok fazla konuları yoktur ve son derece taraflıdırlar. Objektif kriterleri hiçe sayarlar. Futbolun bir spor olduğunu da unuturlar. Taraftarlıklarını yaşam biçimi haline getirirler. Tuttukları takımın elemi ile dertlenir, neşesi ile coşarlar. Oyuncuların özel hayatları, form ve sakatlık durumları bile onlar için çok önemlidir. Başkalarından daha büyük taraftar olduklarını göstermedeki malzemeleridir. Aşırı fanatikler ya da holiganlar daha çok bunlar arasından çıkar. Birçoğu klinik derecede anlamlı vaka haline dönüşebilir. Bilinçli spor izleyicisi olmadıklarından her an sorun çıkarmaya müsait, alıngan tiplerdir. Bilinçli izleyicinin aksine davranırlar. Bizim böyle taraftarımız yok ama biz yine de özellikle bu sezon fanatiklere, yanlış taraftarlara dikkat edelim. Sporun özünde fanatiklik yoktur. Fanatik doğruyla yanlışı ayırt edemeyeceği için takımına fayda yerine zarar verir. Eğer bu sezon takımımızın şampiyon olmasını istiyorsak sorunlu değil, sorumlu taraftar olalım.

3 Ağustos 2015 Pazartesi 19:08

http://www.surmelihaber.com//yazar/sorunlu-degil-sorumlu-taraftar-istiyoruz-925.html