Furkan Özmen

Rusların kanlı tarihi: Kırım

furkanozmen@surmelihaber.com
Furkan Özmen
23 Mayıs 2017 Salı 13:56

Bismillahirrahmanirrahim…

Sürmeli Haber’de köşe yazarlığına siz değerli okuyucularımızın desteğiyle Bismillah demenin sevincindeyim. Nasip olduğu sürece bana ayrılan bu köşede zaman zaman yazılarımı paylaşarak, birçok husustan söz etmeye çalışacağım. İlk yazıma da Mayıs ayı olması sebebiyle Kırım Türklerinin sürgünüyle başlamak istiyorum.

Tarihte ve günümüzde baskı, zulüm, soykırım girişimi denildiği zaman akla gelen belli başlı ülkelerden birisinin adıdır Rusya.. Bilhassa tarih boyunca Müslümanlara yaptığı zulümlerle aklımızda iyice yer edinmiştir Rusya.. Komünizm adı altında kendi milletine dahi türlü işkenceler yapan bir ülke.. Düşünmeyi insanlık üzerinden silmek isteyen, düşünmenin önüne geçerek insanları robot kılığına sokarcasına sömürü yapmak isteyen, şartlanma rejiminin başlatıcısı bir ülke.. Savaşla, baskıyla, zulümle yenemeyince “komünizm” akımının etkisiyle birçok ülkeyi kendisine bağlamak isteyen bir ülke..  Akla, mantığa, insanlığa aykırı olan bu akım hiçbir zaman tutmadı, tutmayacaktır. Hele ki bu topraklarda tutması söz konusu dahi olamayacaktır..

Neresiyle anlatsak Rusya’yı? Osmanlı zamanında Müslümanları katletmelerini mi anlatsak? Katliamlarla yaptırdıkları Kırım Sürgününden mi söz etsek? Yoksa 20 Ocak 1990’da, Bakü’de 137 sivil Azerbaycan Türkü’nü tanklarla öldürmesini mi anlatsak? Ya da bugünü anlatarak, kendi toprağından binlerce kilometre uzakta Türkmen Dağı’nda, Türkmenleri nasıl vurduğunu mu anlatsak? Hangisini yazsak bu sitede bize ayılan sayfaya? Yaptıkları zulümlerin sadece isimleri bile sayfalar kaplar.. En iyisi mi Kırım Türklerinin sürgününden söz edelim.

Kırım, topraklarımızın sadece 300 kilometre ötesindedir. Karadeniz’in kuzeyinde yer alan Kırım yarımadasında yüzyıllardır Türk ve Müslüman olan Kırım Tatarları yaşamaktadır. 1475 senesinde Osmanlı tarafından alınarak hanlık yapılmıştır. 1774 senesinde ise Küçük Kaynarca Antlaşması ile bizden kopartılarak önce bağımsızlaştırılmış, 9 sene sonrada Ruslar tarafından işgal edilmiştir. Ruslar tarafından tarih boyunca zulme uğrayan Kırım Türkleri, en ağır kıyıma ve işkenceye 18 Mayıs 1944 günü ve onu takip eden günler uğramıştır…


Kırım, 2. Dünya Savaşı sırasında Almanların işgaline maruz kalmıştır. Rusya’ya bağlı olduklarından dolayı Almanlara karşı Sovyet Birliği adı altında savaşmaktaydılar. Stalin,  1944 yılında Kırım Türklerinin sürgününe karar verdi, bu kararını da “Sovyet Birliği’ne İhanet” bahanesine bağlamıştı.  Oysaki sürgün emrinin verildiği gün, Kırım Türkleri Hitler’e karşı savaşmaktaydı.

Stalin’in emriyle 17 Mayıs’ı, 18 Mayıs’a bağlayan gecede Rus askerleri Kırım Türklerinin evleri basarak on beş dakika içerisinde meydanlara gelmelerini söyledi. Bu emre karşı gelenler dipçik darbeleriyle olduğu yerde öldürüldü. O gece meydanlarda toplatılan Kırım Türkleri, 18 Mayıs günü hayvan taşınan vagonlara bindirildi. Tamı tamına 423.000 Kırım Türkü vagonlara adeta istiflendi. Yanlarına bir parça ekmek, bir şişe su dahi almaları yasak olan 423bin Kırım Türkü, sefalet içerisinde Özbekistan, Kazakistan, Sibirya gibi o zaman Rusya’ya bağlı yerlere göç ettirilmek üzere trenlerle yola çıkarıldı. Ertesi gün Arabat bölgesinde bir köyde 150 civarında Türk’ün unutulduğu öğrenildi. Unutulan Türkler, yine Stalin’in emriyle bir tekneye sıkıştırıldı. Tekne denize açıldıktan birkaç mil sonra Karadeniz’in hırçın sularında batırıldı.

Vagonlarla sürgüne çıkartılan Kırım Türklerinin yolculuğu ise 20 günden fazla sürdü.  Bu yolculukta trenler ancak birkaç günde bir durarak mola veriyordu. Açlıktan ve hastalıktan binlerce insan yolculuk esnasında hayatını kaybetmeye başladı. Kolay kolay mola verilmediğinden dolayı, ölen insanların cesetleri trenlerden çevreye atılmaya başlandı. İnsanlar bütün ihtiyaçlarını trenlerin içine gidermek mecburiyetinde bırakılınca salgın hastalıklar kaçınılmaz oldu. Salgın hastalıklar neticesinde ölümler de hızla arttı. Sürgün esnasında tam 195.371 Kırım Türk’ü öldü. Feci yolculuk sonrasında sürgün yerlerine ulaşan Kırım Türkleri, Rusların kışkırtmasıyla bölgede bulunanlar tarafından taşlandı. Ulaştıkları yerlere yerleşmeye çalışan Kırım Türklerinin birçoğu yolda yakalandığı hastalık sonucu hayatını kaybetti. Çok az bir kesim ancak hayata tutuna bildi. Hayatta kalanlar ise yıllar boyu en ağır işlerde çalıştırıldı. Topraklarına geri dönmek isteyenler ölümle cezalandırılırken, Kırım’ı hatırlatacak her şey yasaklandı. Kırım Türklerine ait eserlerin çok büyük bir kısmı yok edildi.

Kırım Türkleri bütün bu olanlara karşılık mücadele etmek istedi. 1960’lara gelindiğinde Kırım Türklerinin mücadelesi bir kitle hareketi kazandı. Bu kitle hareketine katılanlar en ağır şekilde cezalandırıldı. Bütün bu baskılar, Kırım Türklerinin haklı mücadelesinde onları yıldırmadı. Yıllar geçtikçe Kırım Türklerinin özlük haklarını kazanma mücadelesi artarak devam etti. 23 Nisan 1978 günü Musa Mahmut, soydaşlarına yapılan haksızlığı protesto etmek için kendisini yakarak öldürdü. Aynı seneler Kırım Türklerinin efsaneleşen lideri Abdülcemil Mustafa Kırımoğlu da hapse mahkum edildi.

1987 Temmuz ve Ağustos aylarında Kırım Türklerinin gerçekleştirdiği Moskova Gösterileri sonuç verdi. Bu gösterilerin ardından SSCB yönetimi Kırım Türklerinin vatana ihanet suçlarını kaldırdı. Bu suçun kalkması yalnızca gösterilerin sona ermesi için atılan stratejik bir adımdı. Bu yasağın kalkmasıyla Kırım Türklerinin gasp edilen hiçbir hakkı verilmediği gibi yurtlarına dönüşlerine de müsaade edilmedi.

Mücadelesinden vazgeçmeyen Kırım Türklerinin beklediği karar 1990 yılında çıktı. 1990 yılından itibaren, Kırım Türklerinin vatanına dönmesine izin verildi. İlk etapta aylarca süren yolculuklar neticesinde 250.000 Kırım Türkü topraklarına döndü.

Kırım Türkleri’ne yapılan bu sürgün, onları yok etmeye yetmedi. Yıllardır Kırım Türkleri seslerini duyurma çabasındalar, kendilerine yapılan bu soykırımı anlatma çabasındalar. Nitekim bunu da yavaş yavaş başarmaktalar. Dünyada milyonlarca insanın takip ettiği organizasyonlardan birisi olan Eurovision Şarkı Yarışması’nı geçtiğimiz yıl (2016) Ukrayna’yı temsil eden Kırım Türkü JAMALA(Cemile) kazandı. Şarkısının ismi: ‘1944’ idi. Şarkısında Kırım Sürgününü anlatan Jamala’nın nakaratları ise Türkçe idi. O nakaratlar : “Yaşlığıma toyalmadım/ Men bu yerde yaşalmadım” şeklindeydi.. Ne diyelim, Eurovision’a katılmadık ama 2016’da Eurovision’u sanki biz kazanmış kadar sevindik. Gerek Jamala’yı gerekse Kırım Türkleri’nin bu şanlı mücadelesini gönülden tebrik ediyoruz.

Günümüzde Kırım’da işkenceler yeniden başlamıştır. 2014 yılının Şubat ayında Kırım’ın tekrardan Ruslar’ın işgaline uğradığını hatırlatmak istiyorum. 2014 yılından bu yana Kırım’da 18 Mayıs sürgün ve soykırımını anma toplantıları yasaklanmıştır. Kırım Türklerinin yeni sürgünlerle tehdit edilmeye başlandığını da öğreniyoruz.

Allah mazlumun yanındadır, Kırım Türkleri ise mücadelesinde asla ve asla yalnız değildir…


YORUMLAR
Kurumsal

İçerik

Yozgat

Siyaset

Spor

Yukarı Çık