Bilal Yeşilkaya

Ramazan paylaşma dayanışma ayı

bilalyesilkaya@surmelihaber.com
Bilal Yeşilkaya
3 Ağustos 2015 Pazartesi 18:56
Sosyal dayanışmanın temel unsuru insandır. İnsanın, dinini, canını, malını, namusunu, nesebini muhafaza edebilmesi de toplumsal dayanışma ile mümkündür. Toplumsal dayanışma insan için zaruri bir ihtiyaçtır. Toplumsal dayanışma olmadan, insanın kainat içerisindeki varlığını koruması, varlıklar alemindeki rolünü hakkıyla icra etmesi oldukça zor hatta mümkün değildir. Dayanışma, toplumsal hayatın en önemli faktörüdür. Dayanışma sayesinde bireyler, aileler, akrabalar, komşular, dostlar ve insanlar birbirlerini sever ve sayarlar. Kişisel ve toplumsal meselelerin çözümü, ancak sosyal dayanışmanın oluşturduğu güç ve destekle sağlanır. Bu güçle insanlar, moral kazanır, hayatın anlamını kavrar ve başkalarına değer verir. İşte Ramazan, bütün bunları sağlayan, hazırlayan ve olgunlaştıran bir aydır. Sosyal dayanışma ve yardımlaşma ruhunun doruğa ulaştığı bu ayda, insanlar daha fazla birbirini sevmekte ve saymaktadır. Ramazan ayının maddi ve manevî iklimi sayesinde insanlar daha fazla birbiriyle kaynaşmakta ve anlaşmaktadır. Çünkü sosyal dayanışma olmadan toplumların, milletlerin ve daha genel bir ifade ile insanların birbiri ile ünsiyet kurmaları mümkün değildir. Kur’ân, mü’minlere bollukta, darlıkta, varlıkta, yoklukta, zenginlikte, fakirlikte, sevinç ve keder halinde ve kısaca her durumda Allah yolunda harcamayı öğretir ve aşılar. Ramazanda vahyedilmeye başlanan Kur’ân, indirilmeye başlandığı bu ayı, sosyal dayanışma ve yardımlaşma ruhu ile öyle canlı tutar ki, bu ayın rahmet esintisinden neredeyse istifade etmeyen kalmaz. Müslümanlar arasında sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın temel referansını şu âyetler ne güzel açıklamaktadır: “Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakın olan bir yetimi ve aç bir yoksulu doyurmaktır.” İmkanı olan ve olmayan bütün mü’minler, Ramazan ayında bu âyetlerde belirtilen mesajlar doğrultusunda  hiç olmazsa bir yudum suyunu, bir dilim ekmeğini, bir kaşık çorbasını paylaşmanın yarışına girmektedirler. “Başın gözün sadakasıdır” diyerek, kendileri yardıma muhtaç olmalarına rağmen fakir kimselerin bile fıtır sadakasını vermeye gayret etmeleri, bunun canlı bir örneğidir. Hz. Peygamberimiz, yetime sahip çıkılmasını istemiş, yetimi himaye eden kimse ile cennette komşu olacağını va’d etmiştir. Hz. Peygamber “Dul ve yoksul için çalışan kimse, Allah yolunda cihad eden gibidir” buyurarak yoksulu ve dulu koruyan, onlara destek olan, onları barındıran kimseleri, Allah yolunda cihad edenlere benzetmiştir. Allah yolunda kanını akıtan, canını ve servetini feda eden bir kimsenin gayret ve çabası ile dul ve yoksula bakanın gayret ve çabasının eşit olması, sosyal dayanışma ve yardımlaşmanın çok önemli ve şerefli bir faaliyet olduğunu göstermektedir.  “Komşusu açken kişi tok olamaz.” Komşusu aç olan kimse tok gezemez, yatamaz, uyuyamaz, rahat edemez, mutlu olamaz yani, olmamalıdır. Hadisi şerifin ortaya koyduğu bu ilke, toplum barışı sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Ramazan ayında, sosyal dayanışmanın dal budak salarak fakire, yetime, yoksula ve muhtaç olan kimselere uzanmasında bu anlayışın rolü büyüktür. Rahmet kitabı olan Kur’ân’ın indirildiği bu ay, inananların gönlünde öyle bir coşku ve heyecan oluşturuyor ki, tabiri caizse toplum ve toplumu oluşturan bireyler kendini buluyor, imanın lezzetini tadıyor, huzurun tadına varıyor. Gelin biz de gösterişli sofralar kurmak, birbirimizi ağırlamak yerine fakirleri doyuralım, nefsimizi terbiye edelim. Birbirimizi kırmayalım, sevelim, sevilelim. Kimsenin huzurumuzu bozmasına fırsat vermeyelim.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Yozgat

Siyaset

Spor

Yukarı Çık