Bilal Yeşilkaya

Okumak kadar anlamak da önemli

bilalyesilkaya@surmelihaber.com
Bilal Yeşilkaya
26 Nisan 2016 Salı 11:48

Yazan bir insanın en büyük dertlerinden bir tanesi zannediyorum anlaşılmamaktır. Oysa ki köşe yazarları, ya da gazeteciler toplumu aydınlatmak, yol göstermek, varsa yanlışlıklar bunlara dikkat çekmek için yazı yazarlar. Yazabilmek için de okumak, sürekli okumak çok önemlidir. Bilgisi olmayan, kelime dağarcığı yetersiz olan bir kimse yazamaz, yazsa da anlatmak istediklerini anlatamaz.

Okumayan bir toplum olduğumuzu herkes çok iyi biliyor. Yabancıların bir dakikalarını bile boş geçirmedikleri günümüzde elimizdeki telefonlarla ilgilenmekten çevresine bile zaman ayıramayan, okumayan bir nesile sahip olduğumuzu söylemek zannediyorum çok abartılı bir yaklaşım olmaz.

Kütüphaneler Haftası’nın 51’inci yıldönümünün kutlandığı bu günde okumanın önemine dikkat çekmekle birlikte okumak kadar anlamanın da önemli olduğu gerçeğini gözden kaçırmak doğru olmaz. Son dönemlerde çok dikkat ediyorum insanlar okusa bile her şeyi kendine göre yorumlar olmaya başladı. Doğru olsa bile yazılanları kabul etmeme gibi bir hastalığa kapıldığımızı net bir şekilde söyleyebilirim. İş o kadar ileriye götürülmeye başlandı ki artık sosyal paylaşım siteleri vasıtasıyla okumadan yapılan yorumları çokça görür olduk. Okuyanların da anlayamamış olmasından daha vahim olanı da ahlaksız paylaşımlara özellikle siteleri yönetenlerin prim vermiş olmasıdır. Sapla samanı birbirine karıştıranlara ne demeli. Güya arkadaşlar okuyorlar, ya da okuduklarını zannediyorlar. İslam Dininin ilk emri okumak olmasına rağmen okumadığımız gerçeğini, okuduklarımızı anlayamamış olmamız tasdik etmiyor mu? Eğer gerçekten okusaydık, gerçekten kitapları sevseydik muhakeme yeteneğimiz gelişir, ne anlatılmak istendiğini pek hala anlayabilirdik.


Asıl sorun yanlış anlamak, yanlış anlaşılmak doğru anlamak, yarım yamalak anlamak…


Veyahut da hiçbir şey anlamamak… Bunlar kaynaktaki ana komuta zincirinin halkalarıdır. Kişilere göre değişen bu olgular insanlarda hayatın içindeki tüm oluşlara akıl gücünü kullanarak karar verirken fikir yürütme sistemini doğurur. Böyle olunca da olgular o insanın beyin gücü kadar şekillenip anlam kazanır. İşte o vakitte olaylar kişinin anladığı şekliyle yorumlanır ki ona göre de bir felsefe belirlenir, böyle olunca da kimilerine doğru olan olgular kimilerine göre yanlış olabilir, söylemleri burada ortaya çıkabilir. Doğrudur da. Dünyada ne kadar insan var ise o kadar da düşünce ve anlama çeşitleri vardır. Lakin akıl dediğimiz devasa fıtri güzellik fikir ile ortak çalıştığında ‘Aklın yolu birdir’ kuralına uygun olarak geçte olsa doğruları bulacaktır. Aksi durumda birçok güzelliklerin değerini yanlış anlamalar, yanlışa inanmalar sonucunda canımız çok yanınca fark ederiz ki o vakit de çok geç olmaz mı?


Gelin birbirimizi anlayamadığımız, ya da anlamak istemediğimiz bu günlerde daha fazla kitap okuyarak, anlaşabilme, anlayabilme yolunda en önemli adımları atalım.


Eğer okumaz isek birbirimizi anlayamadığımız için kavgalar ve kısır çekişmeleri sürdürürüz ki, bu da zaten yeterince gelişmeyen, halen hurafelere inanılan toplumumuzu daha da geriye götürür.


Yazımı şâir düşünce adamı ve mutasavvıf, Yunus Emre’nin şu sözleri ile bitirmek herhalde ne demek istediğimizi herkese net bir şekilde anlatacaktır.


Tabii ki anlayana...


"İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir/Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Yozgat

Siyaset

Spor

Yukarı Çık