Bilal Yeşilkaya

Güneşe yönünü dönenler gölgeleri tarafından kovalanır

bilalyesilkaya@surmelihaber.com
Bilal Yeşilkaya
20 Mayıs 2016 Cuma 09:23

 Türk insanı değer yargılarını ne acıdır ki birer birer kaybediyor. Dün siyah dediğimize bugün beyaz, dün iyi dediğimize bugün kötü diyoruz kolaylıkla. Ya iyiyi kötüyü ayırt edemiyor, ya da iyi zannettiklerimizin iyi olmadığını sonradan fark ediyoruz.

 İnsanımız vücut yapıları, iskeletleri, omurgalı olmaları nedeniyle, görüntü olarak dik duruyorlar, dik görüntü veriyorlar. Ama büyük bir çoğunluğu, davranış olarak dik duramıyor.

 İnsanların büyük bölümü, korku veya çıkar beklentisi ile özgüven eksikliği ile değer yargılarının çarpıklığı nedeniyle, olaylar karşısında dik duruş sergileyemiyor. Yalakaca davranıyor, dış destek arıyor, gerçek görüşünü açıklayamıyor, takiyye yapıyor, bazı çevrelerin sesyayarlığına soyunuyor, kendinden güçsüz gördüklerine karşı efeleniyor, güçlüler karşısında ezilip büzülüyor, güneş ne taraftan doğarsa o tarafa yönünü dönüyor.

 İnsanımızda görülen en büyük eksikliklerden biri de, dik duruş yoksunluğudur. Saygılı olmak başka, güçlü gördüğünün önünde ezilip büzülmek başkadır. Dik duruş, saygısızca davranmayı gerektirmez. Saygılı olacaksın ancak gerçek görüşünü, düşünceni de açıklayacaksın; insanların yüzüne başka söyleyip arkasından farklı davranmayacaksın.

 İnsanlar, hele hele bizim gibi toplumlarda, niçin dik duruş sergileyemiyorlar? Bunun nedenlerini ciddi biçimde araştırmak gerekir.

 İnsanlar, bilgileri, yetenekleri, artamları (meziyetleri), savaşım güçleri ile toplumda bir yerlere gelmeli, başarı kazanmalıdırlar. Cemaat, tarikat, dernek, yabancı güç, yerli çıkar odakları desteği ile bir yerlere gelenler dik duramazlar. İpler başkalarının elinde olduğu sürece, dik duruş sergileyemezler.

Sergilemeye kalkışanların da ipleri hemen çekiliverir veya kişi yatay duruşa geçirilir. Bunun örneklerini politikada, bürokraside, medyada hatta üniversitelerde her gün gözlüyoruz. Sözümün arkasındayım diyenlere; o sözleri, davranışlarıyla nasıl yalattıklarını izliyoruz. Gerçek kişisel değerleri olmayanların, uzun süre ayakta kalmalarına, dik durmalarına olanak yoktur.

 Kişisel olarak dik durmanın maliyeti vardır. Dik duranlar, durmaya çalışanlar, bir şekilde dışlanır, cezalandırılırlar. Kişiliksizlik, yatay davranış, çoğu kez bazı çevrelerin tercih nedeni de olmaktadır. Amaç, toplumsal başarı, işlerin iyi yönetilmesi, kaliteli eğitim, kaliteli yayın olmadığı sürece, tercihlerin negatif kıstaslara, ölçütlere göre yapılması da doğaldır.

 Ancak gelişmelere uzun süreli olarak bakın; yine de dik duranlar, kişilikli olanlar, bu topluma bir şeyler vermeye çalışanlar anımsanıyor, saygı görüyorlar. Yalaka, çıkarcı, şakşakçı, manevi açıdan omurgasız takım, alkışladıklarına övgü düzdüklerine zamanla sırt çevirebiliyor. Belli bir zaman kesitinde insanları kandırmak kolaydır. Ancak tarihi kandırmak zordur. Tarihin çöplüğü sahte, türetilmiş omurgasızla doludur.

 Uzun lafın kısası dostlar: Güneşe yönünü dönenler, bir ömür boyu gölgeleri tarafından kovalanırlarmış.

 

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Yozgat

Siyaset

Spor

Yukarı Çık