Bilal Yeşilkaya

Futbolun gerçekleri ile yüzleşmek

bilalyesilkaya@surmelihaber.com
Bilal Yeşilkaya
4 Mayıs 2016 Çarşamba 07:44

Futbolun basit bir oyun olduğunu defalarca yazdım. Sabretmek, transferde hata yapmamak, günübirlik yatırımlardan daha çok geleceğe yönelik planlar üzerinde durmak başarıyı getiriyor. Buna verilebilecek en iyi örnek zannediyorum dün akşam Bayern München’i Şampiyonlar Ligi yarı final maçında eleyerek adını finale yazdıran Atletico Madrid olsa gerek. İngiltere Ligi’nde Manchester City, Manchester United, Liverpol, Chelsea gibi takımları geride bırakarak şampiyon olan Leicester City takımını da bu listeye eklemek mümkün.


Türk futbolunda da hemen hemen aynı tabloları gözlemlemek mümkün oluyor. Başarısız bir sezonun ardından takımın tüm dinamikleri ile oynamak, teknik adamını değiştirmek, birçok oyuncusunu göndermek bizim genlerimizde var. Çok transfer yapmakla başarının geleceğini zannediyoruz. Atletico Madrid’de Simone’nin kaç yıldır teknik adamlık yaptığını biliyor musunuz? Arsenal’de Wenger’in 20 yıla yaklaştığını kimler biliyor. Türkiye’de bir takımda iki yıl kalabilen bir teknik adam büyük bir iş başarmış gibi gösteriliyor. Galatasaray’a 2 yıl üst üste şampiyonluk yaşatan Fatih Terim’in üçüncü yılı görememesi, Ersun Yanal, Aykut Kocaman gibi oldukça başarılı iki teknik adamın Fenerbahçe’den deyim yerindeyse kovulması hangi başarı kıstasıyla uyuşuyor.


Bugün Türkiye Süper Lig’ine ve özellikle alt liglere baktığımızda hemen hemen her takımın ciddi bir borçlanmanın içinde olduğunu, finansal anlamda çok sıkışık durumda olduklarını gözlemliyoruz. Özellikle Anonim Şirket olan kulüplerimizin açıklamak zorunda olduğu bilançolarda durumun vahametini görebiliyoruz. Ne yazık ki bizim insanımız işin ekonomik boyutuyla ilgilenmediği için 400-500 Milyon Türk Lirası gibi borçların uzun vadeye yayılmasının ne kadar büyük bir tehlike olduğunu ve kulüplerin gelirlerine şimdiden bankalar tarafından temlik konulduğunu bilmiyorlar.


Bunun yanısıra şans oyunları ile kirletilen, birilerinin para kazanma hırsı başkalarının futbol sevgisine zarar veriyor. Burada daha önce de konuştuğumuz şu ayrım devreye giriyor. Futbolcular ve futbolseverler maddi yeteneklerinin ve imkanlarının yanında, hayat tarzlarını ve manevi dünyalarını da aynı yetkinlikle düzenlemezlerse kuşatıcı zehrin ister istemez ya öznesi ya da nesnesi oluyorlar. Futbolu sadece sevmek ve takip etmekle kalmayıp sevgisini ve takibini paraya dönüştürmek isteyen gençler bahis oyunlarının müptelası olabiliyor. Para kaybedince de şiddetli huzursuzluklar yaşanabiliyor.


Sabırsızlık, borç, kötü yönetimler ve bahis oyunlarının cenderesindeki bir futboldan ne beklenebilir ki? Eğer Türkiye’de futbolun gelişmesi, kulüplerimizin gerçek manada başarılı olması isteniyor ve istikrar bekleniyorsa öncelikle bu sorunları aşmalı ve teknik adamlara, futbolculara ve hakemlere güvenmeliyiz. Bugün bizim beğenmediğimiz Cüneyt Çakır Avrupa’da en ciddi maçların altından oldukça başarılı bir şekilde kalkıyorsa o zaman neden takımlarımız aynı çizgiden gidemesin.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Yozgat

Siyaset

Spor

Yukarı Çık