Bilal Yeşilkaya

En kötü hastalık inancın kaybolması

bilalyesilkaya@surmelihaber.com
Bilal Yeşilkaya
26 Nisan 2016 Salı 11:38

Sonuca endeksli oyunların hepsinde kaybetmek de vardır. Bazen iyi oynar yenilirsiniz, bazen de gününüzde olmazsınız ama önemli olan sahada ruhunu, yüreğini vermektir. Savaşmayan, istemeyen, fiziksel ve ruhsal olmayan hiçbir takım puan almayı beceremez. Rakibinden daha fazla koşmuyorsan, daha iyi mücadele etmiyorsan zaten yenilmeye mahkumsundur.

Mücadele gücünün yüksekliği, defansif güvenliğin ön planda tutulması günümüz futbolunda pozisyon üretmekte zorlanan, oyunun atak yönünü iyi yapamayan takımları ayakta tutmakta, yenemese bile yenilmekten kurtarmaktadır.


Sezon başından bu tarafa zaman zaman mücadele gücünün yüksekliği, genel olarak ise atak futbolu ile göz dolduran Yozgatspor çok zorlandığı sentetik sahada oynadığı maçta Altındağ’a yenilerek belki de şampiyonluğu kaybedecek. Belki de bütün emekler bir maç yüzünden boşa gidecek.


Camia endişeli, camia üzgün. Kalan 5 maçta liderliğe yükselen Kırıkkale’nin puan kaybetme ihtimalinin, oynayacağı takımların konumuna bakılarak az olmasından dolayı şampiyonluğun elden uçtuğuna inanmaya başladılar. Belki çok az bir kesim gibi gözükse de genel olarak herkesin genel kanısı bu yönde. Sırf takımlarının böylesine bir yarışta nefesinin kesilmemesi, oyuncuların inançlarını yitirmemeleri adına bu düşüncelerini saklı tutmaktan yana tavır sergiliyorlar. Her ne kadar bazı isimler bu düşüncelerini çok daha yüksek sesle dile getirse de; bunun henüz kalan 5 maç öncesinde gündeme getirilmesi bile yanlış. Dünya futbolu giden şampiyonlukların son anlarda geldiği, kaybedildi denilen maçların kazanıldığı birçok karşılaşmaya tanıklık yapmıştır. Hafızalarınızı tazelemek adına birkaç örnek vermekle yetineceğim. 1999 yılında Manchester United’ın son dakikalarına 1-0 yenik girdiği maçta Bayern München’i yenerek Şampiyonlar Ligi kupasını alması, yine2005 yılında İstanbul’da oynanan UEFA finalinde Milan karşısında 3-0 geriye düşen Liverpol’un kupaya uzanması, Türkiye’nin 2008 Avrupa Kupası grubunda 2-0 geriye düştüğü maçta Çek Cumhuriyeti’ni 3-2 yenmesi, uzun yıllar önce Fenerbahçe’nin 3-0 geriye düştüğü maçlarda Galatasaray’ı ve Gaziantepspor’u 4-3 mağlup etmesi vs. vs. Yani futbolda son düdük çalmadan, matematiksel şans bitmeden bitti demek camiada ancak ve ancak inançsızlığı, umutsuzluğu tetikler.


Halen alınacak 15 puanın bulunduğu, rakibimizin de puan kaybı yaşaması ihtimalinin olduğu bir ligde neden umutsuzluğa kapılalım ki? Neden ligin başından bu tarafa bize büyük sevinçler yaşatan teknik ekibi ve oyuncuları yalnız bırakalım ki? Moral bozmanın kimseye bir faydasının olmayacağı açık. Kimse felaket tellallığına soyunmasın, kimse bu ortamdan kendine pay çıkarmaya çalışmasın. Bilinmelidir ki, umutsuzluk en kötü hastalıktır ve eğer aklınıza yer etmişse sizi yer bitirir.


Biz umutlarımızı canlı tutar, rakibimizin liderlik koltuğunu koruma çabasının vereceği ağırlığı kaldıramayacak olması ihtimalini de düşünürsek henüz bu işin bitmediğine inanırız. Eğer bunu başarır, takımımıza sonuna kadar sahip çıkarsak ben umut ediyorum ki, Kırıkkale bir yerde hata yapacak ve bu da bizi yeniden kaybettik dediğimiz şampiyonluğa ulaştıracaktır.


Bu konuyu burada bitirirken sosyal paylaşım sitelerinde yine ahlaksızlığı zirve yaptıran Kırıkkaleli futbol katillerine, bize şike yakıştırmasını yapan ancak kendilerine toz kondurmayan futbol cahillerine eğer bu şampiyonluğu kaptırırsak o zaman çok üzülürüm. TM Kırıkkalespor sitesinde alçaklaşan, Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan’a, futbolcumuz Onur Türk’e ahlaksız göndermeler yapanların cezalandırılması için adaleti göreve davet ediyorum.


Eğer futbolun adaleti varsa ve eğer adalet bir kez işleyecekse Kırıkkale’nin bu kadar alçaldığı bir sezonda şampiyon olması, en büyük haksızlıktır.


Bu konuda tereddütleri olanlar TM Kırıkkalespor sitesine girerek ne demek istediğimi rahatlıkla anlayabilir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Yozgat

Siyaset

Spor

Yukarı Çık