Bilal Yeşilkaya

Çubuk maçının faturası Yozgatspor’a kesildi

bilalyesilkaya@surmelihaber.com
Bilal Yeşilkaya
10 Ocak 2017 Salı 21:35

Amatör Futbol Disiplin Kurulu, Çubukspor maçında çıkan saha olaylarının faturasını Yozgatspor’a kesti. İkinci yarıda oynayacağı tüm maçları kazanmak gibi birzorunlulukla karşı karşıya bulunan takımımızın böylesine bir süreçte bunu nasıl başaracağını doğrusu merak ediyorum. Tabii ki taraftarın takımın başarısı üzerinde etkisi büyük ama bu sezon aldığımız cezaların bize kaç puan kaybettirdiğini hesap edenleriniz var mı?

 İkinci yarıya deplasmanda oynayacağı Nevşehirspor’la oynayacağı maçla başlayacak olan Yozgatspor, Aksaray’la yapacağı maçı seyircisiz oynamak durumunda kalacak. Neden mi Çubukspor maçında çıkan olaylardan dolayı. Kayseri Şekerspor maçında aldığımız cezada bize çifte standart uygulandığını düşünüyordum ama şimdi farklı. Biz ne dersek diyelim demek ki taraftarımızın yeterince sorumluluk sahibi olamamış, sorunlu olmayı seçmiştir. Spor bir yarıştır. Rekabetin doğru yaşandığı, sporcunun sınırlarını tanıdığı ve kendini aşması yönünde isteyerek çaba harcayabileceği bir yarıştır. Sosyal etkileşimin yoğun olduğu bir yaşantıdır. Hem sporu yapan hem de sporu takip eden için de keyif sürecidir aslında. Kazanmak ve kaybetmek doğasında vardır ve herkes buna göre davranır. Kazanan sevinir, sevincini paylaşır. Kaybeden üzülür ve teselliyi yandaşlarında bulur. Ancak hep bir doyum vardır. Elinden geleni yapmanın huzurudur bu. Sonrası yeni hedefler, yeni yarışmalar…

Yukarıda bahsedilenler hepimizin zaman zaman duyduğu amatör ruhun tanımıdır. Beklentiler ve davranışlar bu ruha göre şekillenir. Bu, sporun ve spor ile ilgili herkesin ruhudur, özüdür. Futbol basit olduğu kadar etkileyici bir oyundur. Her an her sürprize açık olması da albenisini artıran, heyecanı sürekli canlı tutan en önemli yönüdür. Bir de buna rekabete dayalı bir şov olması eklenince -ki bu yönü devinimini kaybetmemesini sağlar- çabucak bir tutku haline dönüşür.

İzlediği takımı içselleştirmiş, bünyesine katmış olduğu zaman izleyici taraftar olmuştur artık. Aidiyet duygusu ile artıları ve eksileri ile beraber, kazandığında ya da kaybettiğinde sevmeye ve desteklemeye devam ettiği zaman izleyici değil artık taraftardır futbolsever. Taraftar olmayı biraz da öğreniriz aslında. Yaşadığımız mahallenin takımını tutarız önce, çünkü biz de o da oraya ait bir şeylerizdir. Özdeşleşiriz. Okul takımını seyretmeye gidip de rakip okulu destekleyenini gördüğünüzü tahmin etmiyorum.

Hepimiz bir kere Milli Takımı tutarız. Kimi zaman kendimizi gezegen üzerinde ait hissettiğimiz en geniş sosyal grup olduğu için, kimi zaman da gelen soruya genelleştirilmiş bir cevap adına. Hepsinde de bir aidiyet duygusu temeli vardır. Sorgulamayız bile; kendimizden olduğunu hissettiğimiz, bildiğimiz için tutarız.

Çocuklukta öğretilir hangi takımı tutmamız gerektiği, hatta doğar doğmaz fanatik ilan ediliriz. Azıcık kafamız karışsa cevap hazırdır, “Beşiktaşlı babanın Beşiktaşlı oğlu olur” diye. Bu dönemde kızlara dokunmazlar pek, futbol erkek sporu ya. Bazen bu yükleme tutmaz, çocuk baba ile özdeşim modelini kuramadığında babasından farklı olduğu mesajını başka takımı tutarak hatta ezeli rakibi tutarak verir.

Bazı babalar da futbolla bu kadar ilgilenmez. Onlar kimliklerini tuttukları takıma yatırmamışlardır. Çocukları da onlarla paylaşım adına futbolu önerdiklerinde keyif almazlar ve belli ederler. Bu durumda babadan farklı kimlik tanımlamasını taraftarlıkla beslemeye zemin hazırlar.

Ancak  “Sorunlu taraftar” şuursuzca takım tutar. Çok sever belki ama yanlış sever. Onun için spor, öfkesini kanalize edebileceği sıradan bir ortam halini alır. Kişiliğindeki yanlışlıkları da taşır oraya. Bir yerde bunlara “spor magandaları” demek de yanlış olmaz hani. Tuttukları takımı hayatlarının merkezine oturturlar. Futbol haricinde konuşacak çok fazla konuları yoktur ve son derece taraflıdırlar. Objektif kriterleri hiçe sayarlar. Futbolun bir spor olduğunu da unuturlar. Taraftarlıklarını yaşam biçimi haline getirirler. Tuttukları takımın elemi ile dertlenir, neşesi ile coşarlar. Oyuncuların özel hayatları, form ve sakatlık durumları bile onlar için çok önemlidir. Başkalarından daha büyük taraftar olduklarını göstermedeki malzemeleridir. Aşırı fanatikler ya da holiganlar daha çok bunlar arasından çıkar. Birçoğu klinik derecede anlamlı vaka haline dönüşebilir. Bilinçli spor izleyicisi olmadıklarından her an sorun çıkarmaya müsait, alıngan tiplerdir. Bilinçli izleyicinin aksine davranırlar.

Bizim böyle taraftarımız yok ama biz yine de özellikle bu sezon fanatiklere, yanlış taraftarlara dikkat edelim. Sporun özünde fanatiklik yoktur. Fanatik doğruyla yanlışı ayırt edemeyeceği için takımına fayda yerine zarar verir.

Eğer bu sezon takımımızın şampiyon olmasını istiyorsak ki mevcut şartlarda zor gözüküyor o zaman hiç değilse kalan maçlarda sorunlu değil, sorumlu taraftarlık örneği sergileyelim.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Yozgat

Siyaset

Spor

Yukarı Çık