Feyzullah Doğru

Bu gidişatı göremeyenler en başta kaybedecek!

feyzullahdogru@surmelihaber.com
Feyzullah Doğru
14 Mayıs 2017 Pazar 00:32

Dünya kritik bir dönemeçten geçiyor. Kısa bir zaman zarfı içerisinde yenidünya düzeninin ilk adımları ülkelerin kendi iç politikaları içinde büyük bir değişim ve dönüşüme uğrayacak.

Diğer bir taraftan da bu yenidünya düzeni içinde küresel düzeydeki ittifakların yerini, dar kapsamda kurucu olarak değerlendirebileceğimiz iktidar ortalıklarına şahit olacağız.

İç politika içinde ise, 2. Dünya savası sonrasındaki en büyük ve en derin dönüşüm süreklerine tanıklık edeceğiz. Bu yeni oluşacak fırtınadan nasibini almayan ülke kalmayacak gibi. Sistemin sürekli kendini yenilediği bir dünyada bu değişimin iç politik yapılanmayı yeniden biçimlendirmeye çalışacak.

Türkiye bu dönüşüm sürecinin ilk evresine geçiş yapmış durumda. Cumhurbaşkanlığı sistemiyle birlikte Türkiye kendi içinde iktidar alanlarını yeniden şekillendirmek için hazırlıklara devam ediyor.

Bu dönüşüm süreci herkesin bildiği gibi, sadece Cumhurbaşkanlığı Sistemi'ne geçişten kaynaklanmıyor. Merkez ülkelerin varolan uluslararası sistemi yok saymasından, yeni ve çok dar ölçekli yeni güç yapılanmasından ya da arayışından kaynaklanıyor.

Dünyada güç dengeleri 2. Dünya Savaşı sonrası oluşturulan ulus üstü yapılar çöküşe geçtiği bir dönemin sonunda daha dar ölçekli bir merkez iktidar alanı ve birkaç belirleyici bir iklime bırakacak.

Kısacası bu süreçte merkezde bulunan çok az devlet var. AB bir güç olarak yok, Almanya, Fransa ve İngiltere var. İslam İşbirliği Teşkilatı, bir çevre olarak yok, Türkiye var. Asya'daki ekonomik-siyasi ittifaklar, ortalıklar yok ama Çin var, Hindistan var, Japonya var.

Her zaman her platformda demokrasi ve insan hakları gibi değerlerden bahsedenlerin şimdilerde dünya üzerinde bulunan kaynak paylaşımları ve iktidar hırslarının ayyuka çıktığı bir süreçten geçiyoruz.

Yeni dönemin en büyük ipucu ise, iç politikadaki siyasi söylemler de bu değişimden nasibini alacak. Siyasi kimlik ve ideolojik kimliklerin yerini, ülkelerin tarihi kimlik ve söylemleri bu ipucunu güçlendiriyor.

Kısaca ve özetle, tartışmayı büyütmeden, dünyanın nereye gittiğini ve hangi pozisyona geçtiklerini çok iyi incelemek gerekiyor. Bu durumu anlamayanlar ya da anlayamayanlar en baştan kaybedecek.



YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Yukarı Çık