Bilal Yeşilkaya

Başarısızlık en büyük engel

bilalyesilkaya@surmelihaber.com
Bilal Yeşilkaya
5 Mayıs 2016 Perşembe 11:47

Sporun hemen hemen her branşında ülke olarak başarıya açız. Hemen hemen hiç bir konuda bizi engelleyen şartlar yüzünden dünya sıralamasında istediğimiz yeri hiçbir şekilde alamıyoruz. Kimi zaman teknolojimiz yetmiyor, bazen düşünce yapımız uygun olmuyor, bazen de bakıyorsunuz uluslararası ilişkilerde zaaf gösteriyoruz, bir şekilde arzu ettiğimiz başarıları yakalayamıyoruz..

Spor, milletimizin coşkunluğa olan meyli yüzünden, başarısızlığı en keskin duygularla tattığımız, başarıya en çok ihtiyaç hissettiğimiz alan. Nadiren gelen bir başarının, çok büyük yankılar, çok büyük şaşalar uyandırdığını, bize yerimizi unutturduğunu söylemek mümkün olabilir.

Eski seviyemizi koruyamamış olsak da, bir branş var ki, tek avuntumuz, dünya sahnesinde adımızı duyurabildiğimiz tek spor dalı olmaya devam ediyor. Güreşten bahsediyorum; Ata sporumuz olan güreşten.

Güreş öyle bir yakın ki bize, cihan padişahlarından tutun, köyde çobanlık yapana kadar herkes, ömrünün bir döneminde pehlivanlığa soyunmuş, çimenler üzerinde güreş tutmuşlar.

Teknik ve zekanın yanında hissedilir bir güç de gerektirdiği için olsa gerek ki, en başarılı olduğumuz branş bu. Dünyaya "Türk gibi güçlü" sözünü söyletebildiğimize göre, bizde eksik olan şey güç değil. Zekadan yana da dünya milletleri arasında oldukça iyi bir yerde sayılırız. Güreşte istediğimiz yerde olmadığımıza göre eksik olan şey, teknik.

Bu eksikliğin bertaraf edilmesi kuşkusuz teknik adamlar vasıtasıyla mümkün olur. Türkiye’de ciddi bir teknik adam sıkıntısı olduğu kesin. Bunu, birkaç sene önce milli takımın Rus antrenörlere teslim edilmesinden anlamak mümkün.

Peki bizim antrenörlerimiz gerçekten teknik anlamda yetersiz mi? Aslına bakarsanız, bu durum, yetersizlikten değil de tanıtım sıkıntısından kaynaklanıyor. Nadir de olsa çok yetenekli teknik adamlarımız var. Bilinmiyorlar, tanınmıyorlar hepsi bu.

Aslına bakarsanız bu sıkntıyı sadece güreşte değil, futbol, basketbol gibi branşlarda da yaşadığımız pekala söylenebilir. Futbolda kendi insanımıza inanamamış olmanın sıkıntılarını her ne kadar yaşamış olsak da yabancı teknik adamların bu konudaki katkılarını inkar etmek de haksızlık olur. Kim Felkamp’ın Türk sporuna katkısı olduğuna katılmaz, kim Obradoviç’in  basketbola katkılarını görmezden gelebilir. Bunları kabullenmek, ancak kendi öz değerlerimizi de yok saymadan yolumuza devam etmek zorundayız.

En büyük derdimiz başarısızlık ve bunun çevresinde şekillenen sorunlar olduğu için çok geçmeden plan yapmalı, daha fazla zaman geçmeden başarıya giden engelleri ortadan kaldırmalıyız.

Başarısızlık hiç kuşkusuz bizim kendimize olan inancımızı da azaltan en büyük faktörlerden biridir. Toplum olarak da iltifatı sadece ve sadece başarıya endekslediğimiz için başarmalı, başarmak için de artık bu işin tekniğini, yani nasıl yapıldığını harfiyyen öğrenmeliyiz.

O zaman günlük değil, sürekli başarılar elde etmenin de temellerini atarız.

 


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Yozgat

Siyaset

Spor

Yukarı Çık