Savaş Uyar

Ayvaz

savasuyar@surmelihaber.com
Savaş Uyar
7 Mart 2017 Salı 21:01

Rivayet odur ki; Gazneli Mahmud reayası ile beraber avlanmak üzere ormana gider. Bir müddet avlandıktan sonra gördükleri bir kulübenin orada dinlenmek isterler.

Kulübenin kapısı çalınınca içerden çıkan 10-12 yaşlarındaki erkek çocuğundan Sultan su ister. Bu isteğe karşılık çocuk “Efendim, evde su kalmadı. Babam da su getirmek üzere kaynağa gitti. Gelmesi yakındır, biraz beklerseniz o gelince su ikram edeyim” der. Bu açıklamayı makul bulan Sultan yorgun da düşmenin etkisiyle kabul eder ve dinlenir, dinlenirken bekler.

Bugünkü zaman dilimi ile 10 dakika civarı vakit geçince çocuk elinde bir testi ve bir bardakla çıkar kulübeden. Eğer testisini, dolduruverir bardağını testiden akan berrak su ile. Bu durumu gören Sultan hiddetlenir ve azarlarcasına “Çocuk çocuk sen benimle alay mı ediyorsun? Evde su yok, babam suya gitti dedin ama gelen olmadığı halde sen elinde su ile çıkıp geliyorsun. Vardı neden vermedin, yalan söyledin. Yoktu nerden çıktı bu su?” deyince,

Çocuk “Efendim, geldiğinizde terliydiniz. Bu soğuk suyu vermiş olsa idim hastalanma ihtimaliniz vardı. Su yok ve babam getirmek üzere diyerek sizi bekletip terinizin kurumasını sağladım. Şimdi hastalanma tehlikeniz olmadan rahatlıkla içebilirsiniz.” der.

Adı Ayvaz olan bu çocuğun kıvrak zekası Sultanın beğenisine mazhar olur ve onu sarayına aldırır. Diğer soylu, boylu beylerin çocukları ile beraber eğitimlere tabi tutar. Ayvaz büyür ve Sultana vezir olur.

Olur amma diğer vezirler Ayvaz’ın Sultan’dan gördüğü iltifattan rahatsızdırlar. Her biri soylu ailelerin çocuklarıdır. Geçmişlerinde iktidara uzunca yıllar hizmetleri vardır. Saray eşrafındandırlar. Ayvaz ise bir ormancı çocuğudur. Sıradandır yani. Halktandır.

Baskılar, baskılar derken baş vezir en sonunda diğer vezirlerin rahatsızlıklarını Sultan’a iletmek zorunda kalır. Kendilerinin soyundan boyundan, hizmetlerinden, eğitimlerinden bahseder de eder. Ve sorar “Bu Ayvaz’da ne buluyorsunuz da bizlerden üstün tutuyorsunuz?”

“Toplanın” der Sultan. “Sahraya çıkıyoruz.”

Baş vezir toplar tüm vezirleri, Ayvaz da dahil çıkarlar sahraya. Kurarlar 3 büyük çadır. Biri Sultan otağı, birinde tüm vezirler, diğeri boş.

Başveziri alır yanına Sultan ve emir verir tek tek her vezirin çağırılmasına dair.

Gelir ilk vezir. Sultan uzakta görünen bir karaltıyı işaret ederek der ki: “Git bak bakalım bu karaltı nedir?”           

 Vezir gider ve çabucak döner. “Sultanım o karaltı bir kervandır.”

“Peki o kervan nerden gelip nereye gidiyor?”

Vezir “Sultanım karaltıyı sordunuz, nereden gelip nereye gittiğini değil” der. Çıkarılır çadırdan boş olan 3. Çadıra yollanır. Bir diğeri çağırılır.

“Git bak bakalım şu kervan nereden gelip, nereye gidiyor?

Çabucak bir gidiş geliş daha gerçekleşir ve cevap “Sultanım Bağdat’tan gelip İstanbul’a gider.”

“Kervancı başı kim?”

“Sultanım sormadınızki.”

Böyle böyle tüm vezirler gönderilir tek soruyla gelirler tek cevapla. Sultanın ikinci sorusuna cevap veremezler.

Sıra Ayvaz’a gelir. “Ayvaz git bak bakalım şu uzaktaki karaltı nedir?”

Emri alan Ayvaz saatlerce gider, nihayet döndüğünde başlar anlatmaya.

“Sultanım o bir kervandır. Bağdat’tan gelip İstanbul’a gitmektedir. Kervancı başı falancadır.” Der ve sıralar kervandaki hayvan, insan sayısını, yükleri cinsleriyle beraber. Kervana dair ne bilgi varsa tastamam hepsini edinmiş ve sultanına aktarmıştır.

Nihayete erdiğinde Sultan döner başvezirine;

“Her bir vezirim tek soruya cevap getirdi. Ayvaz ise o kervana dair ne bilgi varsa getirdi. Zira hangi bilginin devletimiz için yararlı olacağını ilk anda bilmek mümkün değildir. O yüzden tüm bilgileri bize sunarak, değerlendirme, analiz etme, sonuçlara varma, gerekli tedbirleri alma imkanını sunmuştur. Ayvaz bunun için siz soylulardan, iktidara yakın ve hizmetkar olanlardan daha kıymetlidir.”

O günden sonra Ayvazlık diye bir tabir girmiştir literatürümüze.

Ayvaz; işini en iyi şekilde yapan.

Ayvaz; üstün gayret gösteren.

Ayvaz; işini hakkaniyete ve adalete uygun yapan.

Ayvaz; yalandan, riyadan, gösterişten, dedikodudan uzakta olan.

Ayvaz; liyakate önem veren, liyakatli olmak için çalışan, eksiklerini gideren.

Ayvaz; hakkına razı olan ve hak ettiğine talip olan.

Ayvaz; hak etmediğini elinin tersi ile itip, hak edeni bulup işi ehline emanet eden.

Ayvaz; sorunların içinde boğulmak yerine çözüme odaklanan.

Ayvaz; içinde bulunduğu toplumun sosyolojisinden etkilenmeden, umudunu koruyan karamsarlığa kapılmadan ancak çalışmakla bir şeylerin değişeceğine inan.

Ayvaz; kınayanların kınamasına aldırmayandır.

Niteliklere sahip olan insanlara verilen ikinci isim olmuştur.

Allah Ayvazlarla hemhal eyleye hepimizi. 

...

Geçen haftaya dair not:

Yozgat Şehir Hastanesi (Eğitim ve Araştırma Hastanesi) ile ilgili geçen hafta yazdıklarımıza kısmen de olsa çözümler üretilmeye başlanmış.

Bu bir tarafıyla sevindirici diğer tarafıyla yazımızın masasına kadar ulaştığı bilgisini aldığımız Rönesans firması yöneticisinin olumlu ve olumsuz tüm eleştirileri dikkate alarak, daha iyi hizmet üretmek adına araştırma yaptırıp en azından sorumlulardan bilgi alarak, eksikleri gidermek için çaba sarfettiğini göstermesi açısından da umut vericidir. Umudumuz odur ki, malesef erken açtırılan hastanenin eksikleri kısa zamanda bu iyi niyetli ve çözümcü yaklaşımla kısa sürede giderilecek ve gerçekten şifahane vasfına sahip olacaktır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Kurumsal

İçerik

Yozgat

Siyaset

Spor

Yukarı Çık