Bilal Yeşilkaya

Ağaç Yaş İken Eğilir

bilalyesilkaya@surmelihaber.com
Bilal Yeşilkaya
21 Nisan 2015 Salı 08:15
Günümüzde bir eğitim aracı olan spordan daha fazla verim elde edilebilmesi; spor ahlakı ve felsefesi ilke ve kurallarına bağlı kalmakla mümkün olabilecektir. Spor kavramı içerisinde öne çıkan, aslında bir ahlak kavramı ve eğitim ilkesi olarak kabul edilen fair-play; hoşgörü, centilmenlik, erdemlilik, haklara saygı, iyiyi ve güzeli takdir etme, dürüstlük ve eşitlik gibi insani özellikleri içeren ve sporun da özünü oluşturan bu kavramın, okul sporu aracılığıyla bireylere kazandırılması, sporun geleceği ve demokratik yaşam açısından da önem taşımaktadır.   Günümüzde; bir eğitim aracı olan sporun, toplumun bütün kesimleri tarafından kullanılmakta olduğu görülmektedir. Spordan olabildiğince fazla verim elde edebilmek, ilk çağlardan günümüze kadar gelen spor ahlakı, felsefi ilke ve kurallarına bağlı kalmakla mümkündür.   Aslında İngilizce bir değim olan fair-play’in; sporda centilmenlik anlamına geldiği, dünyanın bütün halkları tarafından bilinmektedir. İngilizce’de Fair, güzel, zarif, hoş, saf, lekesiz, şerefli, dürüst, doğru, adil anlamına gelmektedir. Bu kavram spora indirgendiğinde; hakça, dürüstçe bir oyun, kurallara bağlılık, rakibe saygı, haksız avantajdan kaçınma ve rakibin haksız dezavantajlarından yararlanmaya kalkışmama; rakibi yenmekten değil, rakiple beraber olmaktan zevk almayı; takımınızın attığı gol kadar, takımınıza atılan gölün de güzelliğini takdir etmeyi ilke olarak benimsemek anlamını ifade etmektedir.   Fair-play kavramı sadece hakem-sporcu ya da iki sporcuyu ilgilendiren yeni bir iletişim biçimi değildir. Fair play, spor alanlarında seyirciden masöre, sporcudan antrenöre, yöneticiden hakeme kadar kısacası spora katılan herkesi doğrudan ilgilendiren yeni bir anlayıştır. “Takımınızı destekleyebilirsiniz ama karşı takıma hakaret etmek hakkınız yoktur” ilkesi kabul edilir.   İşte bu ilkeden hareketle yola çıktığımızda Yozgat’la Kırıkkale illeri arasında oluşturulan ya da oluşturulmaya çalışılan şiddet ortamının ne kadar anlamsız ne kadar gereksiz olduğu ortaya çıkıyor.   Hiç kuşkusuz siz çocuklarınıza, altyapıda bulunan oyunculara ne verirseniz onu alırsınız. Yani ağaç yaş iken eğilir ve öyle de gider. Bu konuda ASKF Cumartesi günü örnek bir organizasyona imza attı diye düşünüyorum.   Yozgat’ta devam eden Okullararası Yıldızlar müsabakalarına katılan Yozgat Celal Atik ve Kırıkkale takım oyuncularının aynı masada, yan yana yemek yemesi ve aralarındaki güçlü arkadaşlık bağları bende sanki bir mesaj veriliyormuş algısı oluşturdu.   Neden olmasın ki küçükler böyle bir mesaj veremezler mi, iki şehir arasında körüklenmeye çalışılan şiddetin gereksizliğini gösteremez mi? ASKF bu işe ön ayak olamaz mı? Bence yemekte her şey düşünülmüş, her şey organize edilmişti. Her ne kadar saha içerisinde istenmeyen görüntüler oluşmasa da öncelikle futbolculara biz kardeşiz mesajı veren küçük sporcular taraftara da centilmenlik konusunda ders vermeyi ihmal etmedi.   Unutmalayım biz dost ve kardeşiz. Spor iller arasındaki bağları kuvvetlendirmek, dostlukları pekiştirmek adına da bir görev üstlenir. Biz bunun farkına varamazsak ve sporu bir şiddet aracı olarak kullanırsak o zaman kaybeden tarafta oluruz.   Sonuç olarak, yaşadığımız toplumda insanlar arası ilişkiler karşılıklı saygı temeline dayanmaktadır. Bu ilişkiyi kurabilmek, gerekli eğitim almakla mümkündür. Okul sporlarındaki amaçsal değerler, genel olarak insanın evrensel değerleriyle yakından ilgilidir. Bu bağlamda, fair-play kavramı bir nezaket kuralı değil, yaşamın her alanında uyulması gereken bir kavram olarak karşımızda durmaktadır. Çünkü insanlar, bu kavramı yaşama geçirecek ve sahip çıkacak donanımla yaratılmış varlıklardır. Bu açıdan, fair-play’in sadece spor kavramı içerisinde görülüp tartışılması yetersiz kalmaktadır. Yaşamın her alan ve aşamasında insanla birlikte olması, bu kavramın etki alanını genişletmektedir. Sadece okul sporu veya beden eğitimi dersleriyle sınırlı tutmak eksik ve yanlış sonuçların doğmasına neden olabilir. Fair-play, sadece sportif ilişkileri düzenleyen bir kavram değil, bir kültür olayı olarak da ele alınmalıdır. Trafikte ışıklara uymak , kuyruğa girip sıra beklemek, başkalarının hakkına saygı göstermek, kendi hakkına sahip çıkmak bu ve benzeri davranışların hepsi fair-play’dır. Bu kavramın temeli aile ortamında ve okul sıralarında atılarak büyük bir yaşam disiplini olarak ele alınmalı, spor yorumundan en ince sportif etkinliklere kadar bu ana ilkeden ayrılmamak gerektiği insanlarımıza aktarılmalıdır. 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Yukarı Çık