Ana Sayfa Siyaset Yozgat MHP Teşkilatlarından ilk ‘Evet’

Yozgat MHP Teşkilatlarından ilk ‘Evet’

Milliyetçi Hareket Partisi Boğazlıyan İlçe Başkanı Tuna Çetin, Nisan ayında referanduma gidilmesi öngörülen yeni anayasa değişikliği ve Cumhurbaşkanlığı sisteminde ‘evet’ oyu kullanacaklarını söyledi.

Giriş Tarihi: 3 Şubat 2017 Cuma 08:42
Yozgat MHP Teşkilatlarından ilk ‘Evet’

 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘önce ülkem ve milletim’ prensibiyle hareket ettiğini aktaran Çetin, Bahçeli’nin her zaman ülkesinin yanında yer aldığını ve Genel Başkan Bahçeli’nin aklıselim davrandığını ifade ederek, " Devletimizin, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü korunduğu İçin "EVET" diyoruz. Bölücü oyunları bozmak için "EVET" diyoruz" dedi. 

Milliyetçi Hareket Partisi Boğazlıyan İlçe Başkanı Tuna Çetin, yaptığı açıklamada, yeni Anayasa değişikliği ve Cumhurbaşkanlığı sistemine destek vereceklerini belirtti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin ‘önce ülkem ve milletim’ prensibiyle hareket ettiğini aktaran Çetin, Bahçeli’nin her zaman ülkesinin yanında yer aldığını kaydetti.

Genel Başkan Bahçeli’nin aklıselim davrandığını ifade eden Başkan Tuna Çetin, “Sayın Genel Başkanımız Devlet Bahçeli, ’Partim zarar görür, teşkilatım zarar görür, ben zarar görürüm’ düşüncesinin dışında devletin zarar görmemesi için, milletin bekası için ne gerekiyorsa onu yapıyor. Tabi 15 Temmuz’da görünürde bir kukla FETÖ terör örgütü, ama arka planında Avrupa’nın, Amerika’nın, Hıristiyan ve Yahudi aleminin Türk milleti üzerine ve İslam alemi üzerine müthiş planlarından biri devreye sokulmak istendi. Bu plan; Türk Milleti'ni yok etmek, ardından İslam coğrafyasında diledikleri gibi bir yapı oluşturmaktı. Bilge liderimiz bunları gördü. Bununla beraber ülkemiz parçalanmanın eşiğine gelmişti, artık uçurumun eşiğinde değildi, uçurumda yuvarlanmakta idi adeta. Bilge liderimiz bunları da gördü” dedi.

MHP İlçe Başkanı Tuna Çetin, açıklamasını daha sonra şöyle sürdürdü:

ÜST AKLIN HEDEFİNDE BAHÇELİ VAR

"Türk Milleti'ni parçalara ayırmak ve bilhassa ülkücüleri kutuplaştırmak adına oynanmakta olan algı oyunlarına dikkat etmekte fayda var. Zira Türk Milleti'nin teminatı olan ülkücülerin bölünmesi demek, Türk Milleti'nin geleceğini dinamitlemek demek.

Üst aklın son hedefi, Milliyetçi Hareket Partisi ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli'dir. Aldığı her kararın ardından eleştiri oklarına maruz kalan buna rağmen yıkılmadan yoluna devam eden tek Lider yine Devlet Bahçeli'dir. Bakınız dikkat çekiyorum; Ömrünü Türklüğe ve Ülkücü hareketin bekasına harcamış bir Lider'in Ülkücü hareketin ve Türk Milleti'nin zararına olabilecek herhangi bir kararda imzası olmaz. Buna emin olun.

Samimiyetle şunu belirtmekte fayda var; sayın Genel Başkan'ın "Hayır'da hayır vardır" dediği dönem, Çözüm sürecinin zirve yaptığı, İmralı'nın muhatap alınarak Dolmabahçe bildirisinin okunduğu, Anayasa'nın ilk 4 maddesinin değiştirilmek istendiği, Milli ve üniter yapının hedef alındığı, Anayasa'dan Türk ibaresinin çıkarılmak istendiği, PKK'nın siyasi uzantısı HDP'nin el üstünde tutulduğu, "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünün silinmeye çalışıldığı, tabelalardan TC'nin kaldırılmak istendiği, toplumsal kutuplaşmanın tavan yaptığı, dış politikanın zıvanadan çıktığı…Devlete kafa tutan belediye başkanlarının kol gezdiği bir süreci içeriyordu.

EVET'TE HAYIR VAR

Sayın Genel Başkanın "EVET'te hayır vardır" dediği dönemde ise; çözüm süreci tarihin çöplüğüne gömüldü. Terörle kararlı bir mücadele başlatıldı. Anayasanın ilk dört maddesi tartışma konusu olmaktan çıktı. Milli ve üniter yapının korunmasında karar kılındı. İmralı'nın adı sadece idamla anılır hale geldi. Anayasa'daki "Türk" vurgusu daha büyük harflerle yazıldı.

BAHÇELİ BÜYÜK YANLIŞI ÖNLEDİ

PKK'nın siyasi uzantısının meclisteki elebaşları hak ettikleri yere gönderildi. Kutuplaşma yerine milli birlik ve beraberlikte mutabakat sağlandı. Dış politikada Milli adımlar atılmaya başlandı. Devlete kafa tutan gafiller kafalarını duvardan duvara vurmaya başladı. Sayın Cumhurbaşkanı bile kendisini bir Atsız dizesi içinde buldu. Şimdi yukarıda bahsini ettiğimiz farkları göz önünde bulundurarak düşünelim, içinde MHP'nin bulunduğu ve olası bir yanlışa dur dediği bir sistem mi, yoksa MHP'nin bakış açısından uzak bir anayasanın hazırlandığı bir sistem mi? Emin olun Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, kendisine fırlatılan eleştiri oklarına rağmen yine kendini Türk Milleti'ne siper ederek Anayasa'nın içine dahil olarak büyük bir yanlışa gidilmesine mani olmuştur.

YÜCE MİLLET DARBEYE MÜSADE ETMEDİ

Türkiye’ye dayatılan bölünme Anayasa'sı siyasi yollarla elde edilemeyince, darbeyle hayata geçirilmek istendi. Bu yüce millet darbeye de müsaade etmedi. Türkiye’yi toplumsal ve siyasal olarak paramparça edecek açılım gibi son derece yanlış politikaların hepsi iflas etti. Türkiye bir örümcek ağı gibi her tarafımızı saran ihanetin farkına vararak son dönemde ciddi bir milli refleks gösterdi.

Türkiye’yle benzer bir kaderi Türk milliyetçilerinin partisi MHP de yaşadı. Ülkemiz üzerindeki hesaplarla MHP’nin ele geçirilmesi girişimleri arasındaki paralellik deşifre oldu. Milliyetçi Ülkücü Hareket vesayet odaklarının hem MHP hem de Türkiye üzerindeki hesaplarını bozacak cesareti ve feraseti gösterdi.

TÜRKİYE'NİN DEĞİŞİKLİĞE İHTİYACI VAR

Türkiye darbe, terör ve hatalı politikalarla sürüklendiği uçurumun kenarından dönerken, değişen şartlara uyum sağlayabilecek kadrosunu, insan gücünü ve kendi yönetim sistemini hazır hale getirmek zorunluluğu doğdu. Yaşanmışlıkların ışığında devletin yeniden organize edilmesi ve son derece yakınımıza kadar gelmiş tehditlere karşı hazırlıklı hale getirilmesi bir zarureti, MHP’nin inisiyatifiyle karşılık buldu. İşte bugün Türkiye’de Milliyetçi Hareket Partisi’nin öncülüğünde devlet organizasyonunun yaşadığı tıkanıklıktan kurtulmasını sağlayacak, sorunlara ve tehditlere karşı daha aktif hale getirecek düzenlemeler yapılmaktadır. Önceki anayasa girişimleri ya da çözüm süreci gibi bütünüyle yanlış ve zararlı politikalardan ders alınarak bölücülüğe ve federatif başkanlık sistemine tamamen kapıları kapatan bir anayasa değişikliği yapılmaktadır.

Böyle bir değişikliğe Türkiye’nin ihtiyacı vardır.

MHP DOĞRU YOLDA İLERLİYOR

Milliyetçi Hareket Partisi’nin anayasa değişikliği ile ilgili bugün ortaya koyduğu tavır, dün savunduklarıyla örtüşmektedir. Partimize yönelik bilhassa CHP üzerinden yürütülen kampanyanın aksine, MHP’nin bugüne kadar söyledikleri arasında hiçbir tezat yoktur.

Milliyetçi Hareket Partisi 7 Haziran seçimlerden bu yana Cumhurbaşkanı anayasal sınırlar içerisine çekilmeli diyordu. Yapılan düzenleme ile Cumhurbaşkanının sınırları, yetki ve sorumlulukları tanımlanmaktadır. Sınırsız yetki ve sıfır sorumluluğa sahip cumhurbaşkanı yerine, hem yargı ve Meclis tarafından sorgulanabilecek hem de millet karşısına yapılan işin sahibi olarak çıkarak hesap verecek bir Cumhurbaşkanı getirilmektedir.

Biz dün; kuvvetler ayrılığı olmalı, yasama, yürütme ve yargıya müdahale edilmemeli, yargıdaki dosyalar sonuçlandırılmalı diyorduk. Düzenlemeyle yasamanın yürütme üzerindeki denetim mekanizmaları korunmaktadır. Kuvvetler ayrılığı korunmakta, devlet içerisine yerleşmiş vesayet odakları temizlenmektedir. Tıpkı yıllar önce başbuğ Alparslan Türkeş’in 9 Işık’ta belirttiği gibi, kuvvetli ve hızlı icra için yürütmedeki çift başlılık sona erdirilmektedir. Yürütme artık yasamanın içinden çıkmayacak ve mevcut parlamenter sistemin bütün partileri orada temsil edilmeye devam edecektir. Yürütmenin başı olacak Cumhurbaşkanı, milletin en az yüzde ellisinin oyunu almak zorunda olacak, bu durum millet egemenliğini pekiştireceği gibi millete rağmen politikalar yürütülemeyecektir. Atatürk’ün mirasını yemekten başka bir maharet gösteremeyen CHP’nin hırçınlığı, milletten uzak HDP’ye yakın mevcut yapısıyla devlet idaresinde olamayacağını gayet iyi bilmesindendir. Temenni ettikleri gibi yeni sistemde yok olacak olan MHP değil, bizatihi kendi köksüz ve çürümüş ideolojileri ve ittifaklarıdır. Yapılmamış seçimlerden peşinen korkmak CHP âdetidir. Çünkü milletin kendilerine vereceği cevap bellidir. Milliyetçi Hareket Partisi ise hiçbir zaman seçimden korkmamış, milletinden kaçmamıştır. Türkiye’nin milliyetçi, mukaddesatçı ekseriyetini temsil kabiliyetine sahip Partimizin, sistem ne olursa olsun Türkiye’yi yönetme iddiası hep olacaktır. Yeni sistemde CHP Cumhurbaşkanı çıkaramayacağını düşünse bile MHP çıkarabilecektir.

Türkiye’nin içte ve dışta kuşatılmaya çalışıldığı bir dönemde, Milliyetçi Ülkücü Hareket elbette ki devletinin ve milletinin yanında yer alacaktır. Meseleyi bir kişinin Cumhurbaşkanlığının oylamasına dönüştürmeye gayret edenlerin oyunlarına hiçbir Ülkücü alet olacak kadar bilinçsiz değildir. Ülkücü’nün varoluş gayesi, devletin ve milletin bekasını her şeyin üstünde tutmaktır. CHP-HDP bloğunda milli menfaat aramak, Ülkücülüğün sadece sıfatını almış ama şuurundan yeterince nasiplenmemişlerden beklenebilir.

Devletimizin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü korunduğu için EVET diyoruz. Bölücü oyunları bozmak için EVET diyoruz."

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Yukarı Çık