Ana Sayfa Spor O Yazar'dan Ders Çıkarılacak Bir Yazı!

O Yazar'dan Ders Çıkarılacak Bir Yazı!

Yozgat Yenigün köşe yazarlarından İnan Soyer bugün yine Yozgat'ın kanayan yarası Yozgatspor'a parmak bastı. İşte Soyer'in "Bir katakulli olabilir endişesi taşıyorum…" başlıklı yazısı...

Giriş Tarihi: 14 Mayıs 2014 Çarşamba 17:38
O Yazar'dan Ders Çıkarılacak Bir Yazı!

“Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak nasıl çıkar karanlık aydınlığa” der Nazım.

Konuşacağız, tartışacağız, sesimizi yükselteceğiz, itiraz geliştireceğiz ki doğruyu bulalım, doğruda buluşalım.

Toplumsal geridüşüşler, “kamuoyu” denilen kalabalığın etrafta olup bitene tepki vermemesi sebebiyle vuku buluyor biliyor musunuz?

Konuşan, tartışan, sesini yükselten, itiraz geliştiren topluluklar daha az sorun göğüslüyor; vâkî sorunları ise daha kolay bertaraf edebiliyor.

Konuşmalıyız.. tartışmalıyız.. bir ölçü dairesinde sesimizi yükseltmeliyiz.. itiraz geliştirmeliyiz.

***

Polat Özkan’ın liderlik ettiği, İlhan Özbay, Nihat Tinel ve Bahadır Uslu’dan oluşan ve bendenizin “birkaç idealist insan” olarak tanımladığı arkadaş grubunun, Yimpaş Yozgatspor’u devralmak istikametteki açıklamalarını değerlendirdiğim dünkü yazım, gündemin birinci sırasına yerleşti.

Kimi beğendi, kimi eleştirdi. “Fitne” yaftalı basit/kıymetsiz birkaç yorum dikkate alınmazsa, bakiye her değerlendirme kaydadeğer bence.

Nasıl ki kendimde eleştiri yetisi buluyorum, yazdıklarımla eleştirilmeyi de göze almak durumundayım elbette.

Polat Özkan kardeşimin “maşa” kısmı hâriç cevabî yazısını, Hayrullah Kara’nın “İnan Abi” diye başlayan inceden inceye göndermelerini, “Yalnızlar Gemisi” mahlasıyla kül yutturası cümleler kuran değerli okurun görüşlerini saygı ile okudum.

Bunların yorumlarını beğenen Ramazan Aksu, Murat Kördemirci, Serdar Özcan, Ömer Küçükkaradoğan, Murat Güven, Mustafa Durak, Osman Taşgin, Şükrü Aksu, Mesut Şahin, Murat Akyüz, Sabri Önel, Erol Can Özel, Deniz Uzunyol, Muhammet Aygün, Ayberk Ozan, Emrah Demir, İsa Özgül, Osman Özcan, Osman Korkmazyiğit, Oktay Yılmaz, Bekir Başer, Yusuf Barut, Ahmet Çalışkan, Salih Doğru, Talat Güzel, Suat Şahiner, Emrah Öcal, Mustafa Karacı, İbrahim Selvi, Serkan Saçan, Volkan Şaşmaz ve Mustafa Yeğen başta olmak üzere onlarca okuru da anlayışla karşıladım bittâbi.

İyiye, doğruya kürek salladıktan sonra mesele yok.

Yanlış, eksik tamamlanır nasılsa.

***

Konuşmamak, tartışmamak, ses vermemek, itiraz geliştirmemek ne kadar yanlışsa, tartışmayı, itirazı bir kenara itip, konuşmak ve ses vermek adına her şeyi alkışlamak, her girişimi doğru kabul ederek desteklemek o kadar yanlış.

Polat Özkan ve arkadaşları Yimpaş Yozgatspor’u devralmak üzere kolları sıvadı. “Bir dakika arkadaş! Ehliyetin, liyakatin tamam, becerine eyvallah, gözünün karalığı, cesaretin takdire şayan; lakin zıkkım para ile yürüyor. Bu takımın yükünü nasıl sırtlanacaksın? Hangi varidatla hedefe koşacaksın?” demeyecek miyiz?

Görüyorum ki kimse bu birinci öncelikli mevzuda fikir ileri sürmüyor.

Doğru konuşmak durumundayım.

Polat Özkan ve arkadaşlarını “haydi bre yiğitler, kim tutar sizi” türden gaza getiren söylemleri asla samimi bulmuyorum.

Demek oluyor ki “samimiyet” sorunumuz var bir de.

Demek oluyor ki, konuşurken, tartışırken, sesimizi yükseltirken, itiraz geliştirirken, samimi olacağız; samimiyet üzere hareket edeceğiz.

Şahsen ben, Polat Özkan ve arkadaşlarını pohpohlayanlar içerisinde samimi olmayanların yekûn teşkil ettiğini düşünüyorum.

Olsalardı temkinli bir tavır geliştirirlerdi.

Eserler’in deneyimi unutulmuş değil henüz.

Yimpaş’ın bile altından kalkamadığı bu zorlu görev, “birkaç idealist insan”ın harcı olamaz.

Valilik, Belediye Başkanlığı, STK ve taraftar desteği beklentisi de “hikâye”den öte anlam taşımıyor.

Siyaset müessesesi hiç ama hiç harekete geçmez.

Bu gemi şu halde asla ve kat’a demir almaz.

Şu hâlde, “birkaç idealist insan”ın silahsız/pusatsız cepheye sürülmesine nasıl göz yumarım…

Anlatageldiklerim olayın bir cephesi ki baştan aşağı aleniyet arzediyor.

Asıl önemli sütre gerisinde yaşanıyor.

***

Olayın kahramanlarını rencide eden “aracı” kelimesini açmam gerekiyor evvela.

Tam Türkçe karşılığı, uzlaştıran, anlaşma sağlayan kimse, demektir.

Sahtekârdan, üçkâğıtçıdan, acizden, adiden aracı olmaz. Aracı mutlaka emin ve saygın kişiler arasından seçilir. Aracı, taraflar nezdinde de makbuldür; hatırı kıymet ifade eder.

Aksi taktirde aracılığa değer bulunmaz.

Demek oluyor ki “aracı” öyle ürkülecek bir kelime statüsünde ele alınamaz.

Hele hele “maşa olmak”la asla bağdaşmaz.

Polat Özkan ve arkadaşlarına “aracı” misyonu biçmek, onları küçümsemek için değil, bilakis, haklarını teslim maksadıyla şekillenmiştir.

Bir tarafta, Kırmızı Siyahlı Takımdan kurtulmak isteyen Yimpaş, diğer tarafta bu takımı devralıp tekrar 3’üncü Lig’e çıkartmak isteyen biri/birileri.

Yimpaş, mümkün olduğunca az zararla işi kapatmak istiyor, karşı taraf tam terse en az maliyet öngörüyor.

Bir tıkanma sözkonusu.

Ya da buradan kimseye ekmek çıkmaz durumu.

İster meçhul biri/birileri bu “birkaç idealist insan”a başvursun, ister bunlar sorun çözmek adına sütre gerisindekilerle temas kurmuş olsun, değişmez, her iki vaziyet de halis niyete halel getirmez.

Maksat, Takım sâhipsiz kalmasın da kim alırsa alsın!

Polat Özkan ve arkadaşları açısından olayın özeti bu.

Anladığım da anlatmaya çalıştığım da bu zaten.

***

Dün de arzettim:

-Polat Özkan ve arkadaşları, Yimpaş Yozgatspor’u devralmaya soyunmaktan çok, biri/birileri için aracılık yapıyor.

Polat Özkan o kadar acemice bir üslup benimsiyor ki, bir süreliğine de olsa saklaması gerekli hususun üzerini örtmemek suretiyle aracılığını ayan beyan ortaya döküyor.

Bilinçli yapıyor belki de. Yarın bir gün güç duruma düşmek istemiyor; bir anlamda mevzi alıyor, kimbilir.

İşte bu “mevzi alma” hissiyatı tedirgin ediyor beni.

Herşeyden önce “bir katakulli olabilir” endişesi taşıyorum. Ola ki evdeki hesap çarşıya uymaz ve Takım’ın bütün yükü bu “birkaç idealist insan”ın sırtına kalabilir. Bu durumda yeni bir hayalkırıklığı yaşanabilir. Dolayısıyla, “hele durun bir bakalım!.. Öncelik, memleketin Valisine, Belediye Başkanına, kelli fellisine, vesairesine düşer” demek istiyorum.

İkincisi, kamuyu ilgilendiren gelişmelerde aracılığa ihtiyaç duyulmaması gerektiğine inanıyorum. Bu bağlamda her girişimin şeffaf temelde yürütülmesini, işin selâmeti açısından zorunlu görüyorum.

Üçüncüsü, Polat Özkan’ın ifadesiyle, “dürüst, güvenilir, inanılır bir ağabey”itanıyorum ve sütre gerisinde kalmasını kendisine yakıştıramıyorum. Takımı bedavaya getirmek adına tevessül ettiği manevraları etik bulmuyorum.

***

Bu mevzu bir yazı daha götürür gözüküyor.

Bakalım yazabilecek miyim?

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Yukarı Çık