Ana Sayfa Kültür Sanat Bozok Üniversitesi’nde Şeb-i Arûs Anma Programı düzenlendi

Bozok Üniversitesi’nde Şeb-i Arûs Anma Programı düzenlendi

Bozok Üniversitesi Bilal Şahin İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kadir Özköse’nin davetlisi olarak Yozgat’a gelen Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Nuri Küçük, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî’nin doğumunun 743’üncü seneyi devriyesi münasebetiyle düzenlenen Şeb-i Arûs Anma Programı çerçevesinde “Mevlânâ’ya Göre İnsanın Kendisini Bilmesi” konulu bir konferans verdi.

Giriş Tarihi: 21 Aralık 2016 Çarşamba 12:44
Bozok Üniversitesi’nde Şeb-i Arûs Anma Programı düzenlendi

Küçük “Mevlânâ’ya göre insanın sahip olabileceği en değerli bilgi, kendi varlığının ve benliğinin hakikatini bilme irfanıdır. Bu yönüyle insanın kendi benlik bilgisine sahip olması, Mevlânâ’ya göre en büyük baht, bilmeyişi ise en büyük bahtsızlıktır” dedi.

İnsanlığa ışık tutan Hazreti Mevlana´nın vuslatının 743’üncü yıl dönümü nedeniyle Bozok Üniversitesi Bilal  Şahin İlahiyat Fakültesi tarafından Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî  Şeb-i Arûs anma programı düzenlendi.

 Erdoğan Akdağ Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen programa Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kadir Özköse, Yozgat Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Akgün, Yozgat Barosu Başkan Vekili Av. Fatih Yorulmaz, İl Milli Eğitim Müdürü Saim Kuş, fakülte dekanları, daire müdürleri, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.

 İNSAN EN ŞEREFLİ VARLIK

 Kur-an’ı Kerim tilavetinin okunması ile başlayan anma programının açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey yaptı.  Konuşmasında insanın yeryüzünde yaratılmış en şerefli varlık olduğu, yine aynı insanın maalesef kendi isteği ile yeryüzünde mevcut  varlıkların en kötüsü olabildiğini belirten Karacabey, bu hususun Kur’an-ı Kerim’de açıkça ifade edildiğini dile getirdi. Son zamanlarda emperyalist güçlerin topraklarımız üzerinde içimizden seçtikleri hainler aracılığıyla çeşitli sıkıntılar çıkararak toplumsal huzuru ve barışı bozduğunu kaydeden Rektör Prof. Dr. Salih Karacabey, milletçe birlik ve beraberlik şuuruyla hareket etmenin önemini vurguladı. Karacabey şöyle devam etti:

ROL MODEL HAZRETİ PEYGAMBER

 “Bu topraklar, Ahmet Yesevi  dervişlerini, Mevlânâ’yı, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş-ı Veli’yi barındıran, onların eğitimi ile  bizim insanımızı gönül insanı yapan insana değer vermeyi, insan kıymetini bilmeyi öğreten değerli kişiliklerdir ve bu düşüncelerinin kaynağını ise Allah’ın kitabı Kur’an’dan ve son peygamber Hz. Muhammet Mustafa S.A.V’ın eğitiminden almışlardır. O nedenle kendi insanımıza değer verirken, kendi yolumuzu çizerken, değer yargılarımızı oluştururken önümüzdeki modellerin üst modeli Hz. Peygamber olduğunu unutmamak durumundayız.” Açılış konuşmalarının ardından Üsküdar Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Osman Nuri Küçük tarafından “Mevlânâ’ya Göre İnsanın Kendisini Bilmesi” konulu konferans verildi. Mevlânâ’nın, böylesine önemli bir mevkide yaratılan insanın kendini bilmesi hususu üzerinde ısrarla durduğunun altını çizen Prof. Dr. Küçük “Mevlânâ’ya göre insanın sahip olabileceği en değerli bilgi, kendi varlığının ve benliğinin hakîkatini bilme irfânıdır. Bu yönüyle insanın kendi benlik bilgisine sahip olması, Mevlânâ’ya göre en büyük baht, bilmeyişi ise en büyük bahtsızlıktır.” dedi.

BİLGİ BAŞTACI

 Mevlânâ’ya göre insanın kendi varlığına dair bilgisi, zorunlu ve evrensel bir insani bilgi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Küçük; daha sonra şunları söyledi: “Hangi meslek ve statüde olursa olsun, bu var oluş bilgisini ihmal eden kişi, insan olmanın aslî ödevini yerine getirmiş sayılmaz. Çünkü kendini bilme, insan şahsiyetinin yüzeysel düzeylerinin ötesindeki değişmez realitenin bilgisidir. Her insan, kişisel tecrübe ve iç arkeoloji yoluyla zamansal ve mekansal değişime maruz kalmayan kendi “öz benlik” bilgisini inşâ kapasitesine sahiptir. Kendini bilen, varlığındaki nefs potansiyelinin farkına varır. Yaşamını içten gelen bir motivasyon ve enerjiyle sürdürür. Varlığındaki gizli ilahi hazinenin farkına vararak kendindeki meknûz ilahî esmâyı adım adım keşf ederek faal hale getirir. Böylece ilahi varlığın kendi imkanî varlığının en derin ve en merkezi boyutunu teşkil ettiğini hisseder. Tüm bu sürecin gerçekleştiği nazargâh-ı ilahînin kendi gönül kâbesi olduğunu anlar ve gönlünü iyice imar etmeye ve arındırmaya koyulur.” Program Dr. Fatih Koca ve ekibi tarafından verilen Tasavvuf Musikisi Konseri ile sona erdi. 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Yozgat

Siyaset

Spor

Yukarı Çık